Yazı Dizisi  
İsrail'deki İZMİR

1 I 2 I 3 I 4 I 5 I 6 I 7

Hazırlayan:
Yaşar AKSOY


500 yıllık komşu İzmir Musevileri

İzmir Musevileri, yüzyıllarca Türk komşuları ile kardeşçe yaşamış ve anıları asla unutulmayan bir cemaattır. Bugün İzmir'de 2500 Musevi yaşar. Çeşitli sebepler yüzünden büyük bölümü İsrail'e göç eden ve komşularını unutamayan Raşel'ler, Ester'ler, Avram'lar, sevgili şehirleri İzmir'i hatırlayınca hala gözyaşlarını tutamıyorlar.

Bu dizime, "İzmir Musevileri"nin kim olduklarını anlatmakla başlayacağım..
Öncelikle 1492'de İspanya'dan zulümle koğulduktan sonra Osmanlı Padişahı Sultan 2.Beyazıt'ın hayırsever daveti sonucunda Osmanlı ülkesine kitleler halinde göç eden ve bu arada İzmir'e de yerleşen Museviler, bu topraklarda bulundukları 500 yıl boyunca Türklerle kardeşçe bir komşuluk ve dostluk ilişkisi içinde yaşamışlardır.

Bu dostluğun en önemli sınavı, İzmir'in Yunanlılarca işgali sırasında verilmiştir. Bu acı dolu yıllar içinde İzmirli Museviler, tek bir örnekle dahi işgalciden yana tavır sergilememiş ve Türklere bağlılıklarını bu kara günde ispat etmişlerdir. Bu dostluk destanının sayfalarını okuyucularımla paylaşmak isterim..

Açık ve gizli dayanışma
15 Mayıs 1919'da gerçekleşen Yunan İşgali'nde Türkler ve Museviler arasında görülen açık ve gizli dayanışma, tarafımdan adım adım gerçekleştirilen bir dev araştırmaya dönüşmüştür. Bazı önemli bulgularımı sunuyorum:
1- İşgalin ilk günlerinde Kramer Palas'ta verilen bir resepsiyonda Yunan komutanlarının gözü önünde Yunan bayrağını parçalayan ve bu yüzden ölüme mahkum edilen İzmirli Musevi genç "Nesim Navaro", cemaatının kahraman bir sembolü haline gelmiştir.
2- Musevi cemaatı, Yunan işgal makamlarınca Türkler aleyhine kaleme alınan hiç bir resmi bildiriye cemaat olarak imza atmamışlardır, imza yerleri daima boş kalmıştır.
3- İşgal kuvvetleri kente girdiğinde Rum, Ermeni, Levanten hatta bazı Türk evlerine Yunan bayrağı asılmış, ancak Musevi mahallerinde tek Yunan bayrağı dalgalanmamıştır.
4- İşgal kumandamı Zafiryu ile İşgal Valisi Steryadis'in tüm baskılarına rağmen Musevi okullarında Yunanca ders okutulması asla kabul edilmemiştir.
5- Yunan jandarmasının baskı, dayak, işkencesine rağmen, Museviler başlarından Türk sembolü olarak bildikleri fesi çıkarmamışlardır.
6- Yunanlılar'ın İzmir ve çevresinin Osmanlı Devleti'nden ayrılıp özerk statüye sokulması için düzenlenen dilekçeye İzmir ve Ege Musevi Cemaatleri imza atmamıştır. Aynı amaçla yapılacak olan 22 Ağustos 1919 Kongresini boykot etmişlerdir.
7- Böylece işgalin sonuna doğru Yunanlılar, Museviler'e özel statü uygulayıp Müslümanlarla aynı kefeye koyup yoğun baskıya başlamışlardır.
8- 9 Eylül 1922'de İzmir kurtulurken; işte bu vatanseverlikleri yüzünden tüm Musevi semtleri Türk bayraklarıyla donanmış, halk askerleri karşılamak için yollara dökülmüştür.

Atatürk'ün söyledikleri
Bu Türk-Musevi dayanışması yalnız İzmir'de değil, Ege'nin tüm yörelerinde Milas'tan Bergama'ya kadar açıkça görülmüştür.
İşte bu yüzden 2 Şubat 1923'te İzmir'de Avukat Rafael Amado, Atatürk'e şu soruyu sorar:
"- Paşam, Yuhudiler hakkında görüşünüz nedir?.."
Yanıt açık ve nettir:
"- Yahudiler kaderlerini Türk milletinin kaderi ile birleştirmişlerdir. Bilhassa Yahudiler bu millete ve vatana sadakatlerini ispat ettiklerinden refah ve saadet içinde yaşayacaklardır.."
Atatürk'ün de işaret ettiği gibi Museviler, gerek Osmanlı döneminde, gerekse Cumhuriyet döneminde Türkiye'nin tümünde olduğu gibi, İzmir'de de barış, kardeşlik ve komşuluk içinde Türklerle yanyana yaşamışlar ve unutulmaz hatıralar bırakmışlardır.

İzmir Musevi Tarihçesi
İzmir'de ilk Musevi topluluğuna M.Ö. 400 yıllarında rastlanmıştır. 1424 yılında 2.Murat İzmir'i Osmanlı topraklarına katınca, bir küçük Musevi toplulluğunun yaşadığı bilinmektedir.

1492'den sonra İspanya'dan büyük göç dalgası gelir. 1610 yılında 10 bin civarında Musevi İzmir'dedir. Bu rakam, 19. yüzyılın başında 55 bine ulaşır.

1908-20 arasında 30 bin Musevi, Amerika ve Güney Amerika'ya göç eder. Daha sonra İsrail devleti kurulurken 1945-50 arasında ikinci bir göç akımı, Filistin'e varır.

Günümüzde İzmir'de 2500 civarında Musevi yaşar. Yusef Eskapa, Haim Palaçi, Avram Palaçi gibi büyük din bilginleri, Dario Moreno gibi büyük bir evrensel şarkıcıyı yetişmiştir.

İzmir Musevi Cemaatı, Hristiyan saldırılardan korunmak için 1492 yılından itibaren kentin Müslüman semtlerinin içine yerleştirilmiştir. Bu yüzden Osmanlı döneminde iki bölge Musevi yoğun yşantısına sahne olmuştur. Fakir Musevilerin yaşadığı "Juderia" (Yahudi mahallesi anlamına gelir) diye isimlendirilen Havra Sokağı civarı-Keçeçiler-İkiçeşmelik ile nispeten zenginlerin yaşadığı Karataş-Asansör semti.

Önemli sinagoglar
1900 yıllarında İzmir'de 25 sinagog bulunmaktadır. Halen günümüzdeki Alsancak "Şaar Aşamayim" Sinagogu, Karataş "Beth-İsrael" Sinagogu, yukarı Karataş'taki "Roş Aaar" sinagogu ile Kemeraltı'ndaki "Ets-Hayim", "Şalom", "Hevra", "Sinyora Giveret", "Algazi" ile İkiçeşmelik'teki "Bikur-Holim" sinagogları, cemaatın sembolleri arasındadır. Yine Asansör, Dario Moreno Sokağı ve Karataş Hastanesi, Musevilerin temel mekanlarından başlıcalarıdır.

Günümüzde değerli dostum Moiz Bencuya başkanlığındaki Musevi Cemaatı, İzmirli Museviler'in sosyal etkinliklerini düzenlemekte ve Türk-Musevi kardeşliğinin gelişmesi için "500 Yıl Vakfı" ile de işbirliği yaparak etkin çalışmalar yapmaktadır.

 
BAŞLARKEN

İsrail'deki "İzmirli hemşehrilerimle" buluştum. Hem öyle bir buluşma oldu ki, yüzlercesiyle el sıkıştım, sohbetler ettim, evlerine davet edildim,İzmir şarkılarıyla çoşup kucaklaştım. Yıllardır, İzmir Musevileri'nin Tarihini popüler açıdan araştıran ve bu yönde "Asansör ve Dario Moreno Anıları" isimlibir bir kitabın yazarı olarak, Keçeciler'den, İkiçeşmelik'ten, Karataş'tan İsrail'e göçmüş ve hala sevgili kentlerini gözyaşları içinde hatırlayan Musevi kardeşlerimle buluşmuk ve oralarda tanınmakta olduğumu gözlerimle görmek, hayatımın en keyifli günlerini armağan etti bana. Dario Moreno'nun mezarını buldum, İzmir Bayramı'na katıldım. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı, sevgili Ahmet Priştina'nın selam mektubunu "İsrail-Türkiyeliler Derneği" yöneticilerine ulaştırdım, Tel-Aviv'i adımladım, Batyam, Herzelia, Yafa gibi nefis İsrail kentlerini gezdim ve Kudüs yakıcı bir aşk gibi sardı sarmaladı beni.. Yahudiler'in kutsal Ağlama Duvarı'nda ağladım.. Hazreti İsa'nın çarmıhını taşıdığı Hristiyanlıkça kutsal yolları adımladım, Müslümanların kutsal mekanı Mescidi Aksa'yı gördüm.. Ve en önemlisi, "İsrail'deki İzmir"i hayretler içinde yaşadım.
Herşeyi yazacağım.. Sevgilerimle..
YAŞAR AKSOY

.