BOĞAZİÇİ MEDENİYETİ’NE SAHİP ÇIKIYORUZ...

Boğaziçi Kültürü ve BOĞAZİÇİ MEDENİYETİ, asırlar boyunca değişik coğrafyalarda devletler ve uygarlıklar kuran Türklerin İstanbul’da yaşamakta olan yerel Rum, Ermeni, Musevî ve Levanten azınlık kültürlerini âhenk içinde kaynaştırmasıyla oluşturduğu büyük bir kültür ve/veya medeniyettir. Bu uygarlığın özünde, harikulade doğasıyla ve somut/soyut kültür varlıklarıyla dokunmuş eşsiz  benzersiz bir kültürel armoni vardır.

 

Edebiyatçılarımız, kültür ve sanat tarihçilerimiz tarafından  BOĞAZİÇİ MEDENİYETİ olarak tanımlanan, Osmanlı Devleti döneminde, 16. yüzyılda Boğaz’ın iki yakasındaki balıkçı köylerinin yerleşime açılmasıyla başladıktan sonra, özellikle Şirket-i Hayriye vapurlarının Boğaz iskeleleri arasındaki seferleriyle giderek gelişmesini takiben 19. yüzyılın 2. yarısında doruklanan, sahildeki ahşap yalılarıyla, yalıların çiçekli bahçeleriyle, yamaçlardaki köşkleri ve yemyeşil korularıyla, mehtaplı gecelerde sandallarla yapılan musıkî âlemleriyle, bu eşsiz ortamdan beslenen edebî eserleriyle, şair ve yazarlarıyla, ressamlarıyla, Boğaz semtlerinin her birinin kendisine özgü mahalle dokusuyla, çeşitli dinlerden ve etnik kökenlerden geldikleri halde barış içinde, dostça, mükemmel komşuluk ilişkileri içinde yaşayan insanlarıyla, balıklarıyla ve balıkçılığıyla, denizciliğiyle, kısacası Boğaziçi’ndeki tüm somut ve soyut yaşam kültürü ögeleriyle dünyada ünlenen bir ‘kültür ve doğa varlıkları’ hazinemiz,  yani ‘tarihî mirası’mızdır dünyada başka bir eşi benzeri görülmemiş olan bu uygarlık...

 

BOĞAZİÇİ MEDENİYETİ’nin bir bütün olarak geçmişten geleceğe taşınması faaliyetinin kesinlikle Türkiye Cumhuriyeti’nin kültürle ilgili bir devlet politikası çerçevesinde ele alınması gerektiğini düşünüyoruz. Bu bağlamda, Kültür ve Turizm Bakanlığımız tarafından, yalnız Boğaziçi Yöremizdeki kültür ve turizm faaliyetlerini kapsayan, bütüncül ve bölgeye özgü, çok hassas bir biçimde tanımlanmış bir devlet politikası geliştirilmesinin zamanının gelip geçmekte olduğuna inanıyoruz.

 

Ancak, İstanbullular ve Sarıyerliler olarak biz bu medeniyeti (veya uygarlığı)  günümüzde gereğince sahiplenmekte ve korumakta mıyız? Dahası, biz bu medeniyeti oluşturan tüm öğeleri ve bu medeniyetin ruhunu, mimarlıkta, ormancılıkta, peyzaj mimarisinde, yapı estetiğinde, kent planlamasında, deniz ulaşımında/denizcilikte, balıkçılıkta, ayrıca edebiyat ve musıkî gibi kültür ve sanatın kapsama alanındaki çeşitli disiplinlerde koruyarak geleceğe taşıyabiliyor muyuz? Kanımızca günümüzdeki sorunların özünü bu şekilde tanımlayabiliriz...

 

Üzülerek belirtmek gerekirse, kimi uzmanlara göre BOĞAZİÇİ MEDENİYETİ 1950’lerden sonra geri dönüşü olmayan bir sonlanma ve tarihin sayfalarına gömülme sürecine girmiştir.

 Biz kamuoyu önünde açıkça soruyoruz:Gerek kamu yetkilileri gerekse de sivil toplum örgütlerimiz ve bilinçli yurttaşlarımız, yani bir tarafta Kültür ve Turizm Bakanlığı, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı, Sarıyer Belediye Başkanlığı, Boğaziçi İmar Müdürlüğü, Üniversiteler gibi kamu kurumları, diğer tarafta ise İstanbul’da, Boğaziçi’nde oturan ve yaşayan halkımız, bu medeniyeti geleceğe taşımak için ne yapmaktadırlar? Yetkili ve ilgili kamu kurumlarımızın yukarıda ifade ettiğimiz gibi Boğaziçi’ne yönelik sürdürülebilir ortak bir politikası ve plan-programı var mıdır? Halkımızda, sivil toplumumuzda bu yönde bir istek, istenç veya irade oluşmuş mudur?  

SARIYER MANŞET olarak biz, başta Kültür ve Turizm Bakanlığı teşkilatı olmak üzere tüm yetkili ve ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının dikkatini Sarıyer’den başlayarak, tüm Boğaziçi semtlerindeki doğa ve kültür varlıkları üzerine çekmeyi amaçlıyoruz.

 

BOĞAZİÇİ MEDENİYETİ’nin tüm öğelerini bir plan ve program içerisinde Sarıyer ve İstanbul’un gündemine getirirken çalışmalarımıza Boğaziçi Yalıları (veya Sahilhaneleri)  üzerinde yoğunlaşarak devam edeceğiz.

 

Türk yapı sanatında ve kent yaşantısında Boğaziçi Yalılarının ayrı bir yeri vardır. Geçmiş yılların anılarını sayıklayan, Boğaziçi’ne has özelliklerinden dolayı benzerlerine başka ülkelerde pek rastlanamayan I. Grup Tarihî Eser sınıfındaki yalıların Yeniköy’deki örneklerini gelecek sayımızdan itibaren uzman restoratör mimarlarla birlikte ilgili ve yetkili kurumlardaki kayıtlarına bakarak mercek altına alıyoruz . Okurlarımızın ve uzmanların ilgisini çekeceğini umuyoruz.

Yorumlar (1 Yorum):

tuğçe -- 01 October, 2009 09:01:32
avatar
güzel bir sayfa ama istediğimiz bilgiler tam deil
Yorum Gönder comment
Add to Technorati
Etiketler
Bu haberde etiket yok
Bu haberi degerlendir
5.00
Powered by Vivvo CMS v4.0.3