öğle ezanı 13:08
Joost Lagendijk

j.lagendijk@zaman.com.tr

Dünya Yazarlar Joost Lagendijk

Arap İslamcılar ve Türk modeli

Arap âlemine demokrasi gelmesi ihtimalini alay konusu yapmak şu sıralar oldukça revaçta. Pek çok uluslararası gözlemci, Arap Baharı’nın İslamcı kışına döndüğünü savunuyor.

Tunus ve Kahire sokaklarındaki şiddetli çatışmalara, daha çok istihdam beklentilerinin karşılanmamasına ve özellikle iktidardaki İslamcıların otoriter icraatlarına dikkat çekiyorlar. Eski Alman Dışişleri Bakanı Joschka Fischer’in de dahil olduğu bir diğer kesim, öncelikle Suriye’de süregiden insanî felakete odaklanıp yeni Ortadoğu’ya dair parlak umutların söndüğünü öne sürüyor. Fischer, aynı makalede, kendisini, bölgenin yakın geleceğiyle ilgili karamsar kılan olumsuz gelişmeler arasında Tunus ve Mısır’da İslamcıların iktidara yükselişini de sayıyor.

Genelde çok bilgili ve ayrıntılar konusunda titiz bir analist olan Fischer, sanırım, geçenlerde ABD’nin Foreign Affairs dergisinin web sitesinde yayımlanan makaleyi okumamış. O makalede bir dizi akademisyen, şu ikna edici iddiayı ortaya atıyordu: Tunus ve Mısır’ın demokratikleşmesi önündeki engel, İslamcılar değil, güçlü kurumların yokluğu.

Makale, geçen yılın sonunda binlerce Tunuslu ve Mısırlı ile yapılan anketleri temel alıyor. Sonuçlar, İslamcıların son seçimlerde başarılı olmasının sebeplerine işaret ederken (ideolojik yakınlığa ilaveten etkin kampanya), Tunuslular açısından, ayaklanma sonrası sürecin daha iyi gitmesinin, Mısırlılara kıyasla daha az dinci olmalarından kaynaklandığı mitini de alaşağı ediyor. Araştırmacılara göre, “Arap Baharı sonrası Tunus ile Mısır arasındaki farkların açıklaması, dincilikte değil, devlet kurumlarının görece güçlü olmasında yatıyor.’’ Tunus’a kıyasla, Mısır’ın kurumlarının çoğu, kemikleşmiş çıkar gütmelerden rutin biçimde zarar görerek zayıf düşmüş durumda. Makalenin yazarları, misal olarak gösterdikleri, Mısır ordusunun ekonomik aktör olarak muazzam rolü ve yargıya sürekli müdahalesini, “Toplumda bölünmeye neden oluyor ve ülkeyi istikrarsızlaştırıyor’’ diye betimliyor. Vardıkları sonuç şu: “İslamcılarla laikler arasındaki bölünme değil, kurumların yurttaşların taleplerine yanıt verme yetersizliği ve güçlü aktörlerin müdahale dürtüsü, Mısır demokrasisine zarar veriyor. (…) ABD ve diğer dış güçler tarafından desteklenmesi gereken demokrasinin temellerini kurumlar, hukukun üstünlüğü, ekonomik büyüme ve gayri demokratik oyuncuların dizginlemesi oluşturur. Burada Tunus’u Mısır’dan en çok ayıran etken, radikal Mısırlılara karşı ılımlı Tunusluların baskın çıkmasından ziyade kurumsal kapasiteleri arasındaki farklılıklardır.’’

Geçen yıl, tam da Tunus’ta En Nahda, Mısır’da Özgürlük ve Adalet partilerinin seçim zaferlerinin ardından, Türkiye veya AKP’nin bu yeni iktidar partileri için bir tür model olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceği sorusu üzerinden hararetli bir tartışma yürütülüyordu. Patlama yapan ekonomisi bir yana, güçlü kurumlar ve laik devlet ile Müslüman çoğunluğun bir arada yaşaması, Türkiye’yi çekici bir referans noktası yapıyor gibiydi. O zamandan beri bu tartışma duruldu, zira iktidardakiler başka meselelerle meşgul ve şüpheciler de böyle bir model almanın işe yararlığını reddediyor.

Doha Brookings Enstitü-sü’nün konuk araştırmacısı Ahmet Kuru, geçen hafta, “’İslam Devleti’ olmaksızın Müslüman siyaseti’’ başlıklı bir çalışma yayımlayarak, tartışmayı diriltme çabasına girişti. Kuru, akıl yürütmesini, Fransa ve Kemalist Türkiye’den bildiğimiz laiklik biçimi olan ‘zorlayıcı laiklik’ ile ABD, Hollanda ve Senegal gibi ülkelerde uygulanan ‘pasif laiklik’ arasındaki fark üzerine kuruyor. Kuru, bu ayrım hakkında geçmişte çok yazmıştı ve şimdi de AKP’nin ‘pasif laikliğin’ yeni bir versiyonunu Türkiye’de aktif biçimde teşvik ettiği, bu yüzden de Arap İslamcıların çok ilgisini çektiği olgusunu göstermeye çalışıyor. Kuru’ya göre, AKP’nin pragmatik yaklaşımından, laik devleti tercih etmesinden, ılımlı Arap partiler de önemli paylar çıkarabilir. Bir yandan kendilerini radikal Selefilerden ayırt edici bir konuma koyarlar, diğer yandan seçilmiş kurumları güçlendirme imkânı bulurlar.

Umalım da Tunus ve Kahire, Türkiye’deki gelişmeleri yakından takibe devam etsin ve en önemlisi, Ankara doğru yoldan şaşmasın. j.lagendijk@zaman.com.tr

03 Mart 2013, Pazar
YASAL UYARI:Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Feza Gazetecilik’e aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Bu haber veya yazı sadece zaman gazetesi tarafından sağlanan RSS verileri kullanılarak alıntılanabilir.
yazarHakkinda.