TSİP
TÜRKİYE SOSYALİST İŞÇİ PARTİSİ
AHMET KAÇMAZ

Sosyalizm ve Toplumsal Mücadeleler Ansiklopedisi'ne 1970'lerde TSİP'i değerlendiren bir yazı yazmam istendiğinde doğrusu bunu yadırgamıştım. Ansiklopedi gibi "objektif ve tarafsız" bilgi vermesi gereken bir kaynağa, nasıl olurdu da bir partiye ilişkin değerlendirme objektif kalmaması pek muhtemel olan bir kimseden istenirdi?

Bunu dile getirdiğimde, esas değerlendirmenin kendileri tarafından yapılacağı, bunun yanısıra, o dönemdeki örgütlerin temsilcilerinden de çerçeve yazılar almanın kararlaştırıldığı, dolayısıyla istediğim gibi yazmakta hür olduğum söylendi. Ben de bunun üzerine istenen yazıyı yazmayı kabul ettim.

Ancak bu yazı, sanırım beklenen türden bir yazı olmayacak. Çünkü bu yazıda TSİP'i anlatmayacağım. Daha doğrusu böylesini ne doğru buluyorum, ne de bir ansiklopedide kendimizin reklamını yapmaya elim varıyor. Bırakalım "tarih versin hükmünü". Denecek ki, illa reklam yapılması mı gerekir; eleştirel ve olduğunca objektif bir yaklaşımla yazılamaz mı? Doğrudur. Üstelik Marksistlerin çok önem verdikleri "özeleştiri" diye bir mekanizma da vardır. 70'lerin bitiminden bu yana 10 yıl geçti. Hepimiz değiştik, değişmeye devam ediyoruz: Bu nedenle geçmişimizin eleştirel bir gözle irdelenmesinde yarar var. Özellikle nelerde yanıldık, yetersiz kaldık, beceremedik, bunları neden böyle yaptık, bugünkü bakışımızla, gün ışığına çıkarmalıyız ki, bir daha aynılarını ya da benzerlerini yapmaktan kaçınabilelim. Ancak ben bunun yerinin ansiklopedi sayfaları olduğunu sanmıyorum. Çünkü bu, detaylı bir muhasebenin çıkarılması olmalıdır. Ve dönemin tüm ilgililerinin katılımıyla, uygun araçlarla, ortaklaşa yapılmalıdır. TSİP hakkında yazı yazmayı uygun görmedim ama, okuyucu TSİP'e ilişkili tanıtıcı bazı bilgilere sahip olsun istedim. Bunun da en münasip şeklinin, partinin kendi yayınlarından aktarmalar yapmak olabileceğini düşündüm.

Önce Parti'nin programından başlıyorum. Çünkü burada özlü bir şekilde TSİP'in amacı belirlenmiş:

"Ülkemizde, gerek sömürüye karşı yürütmekte olduğu ekonomik mücadelesini yönlendirebilmesi, gerekse emperyalizme ve yerli ortaklarına karşı sürdürdüğü bağımsızlık, demokrasi ve sosyalizm mücadelesini başarıya ulaştırabilmesi için, işçi sınıfımızın örgütlü siyasal mücadele yürütmesi şarttır. Ancak böyle yapmakla iktidar mücadelesi verebilmesi, iktidara gelmesi ve iktidarında uygulayacağı bir seri köklü girişimlerle kendinin ve geniş yığınların geleceğini kasteden halk düşmanı komplo ve sabotajcıları önleyerek, halkın çıkarlarını koruması gerçekleşebilir. Ancak böyle yapmakla, bütün halkın kurtuluşunu sağlayacak olan kendi nihai hedefi doğrultusunda, toplumun yeniden şekillendirilmesi mümkün olur.

İşte, Türkiye Sosyalist İşçi Partisi'nin görevi, Türkiye İşçi sınıfını bilimsel olarak zorunlu bir iktidar hedefine doğru yöneltmek ve bu mücadelesinde onu örgütlemek, ona bilinç, birlik ve mücadele azmi kazandırmaktadır. (...)

İşte bu durumda, işçi sınıfımızın yakın hedefi, emperyalizme bağımlı tekelci burjuvazinin ve müttefiklerinin egemenliğine son vererek bağımsızlığın ve demokrasinin gerçekleştirilmesidir. Bu hedef, işçi sınıfının örgütlü öncülüğünde halkın demokratik iktidarını mümkün ve zorunlu kılar. (...)

Ülkemizde üretici güçlerin gelişim seviyesi, bağımsızlık ve demokrasi doğrultusundaki girişimlerde, demokratik halk iktidarını sosyalist taleplerle de karşı karşıya getirir. Toplumumuzda işçi sınıfının bağımsız ve yönlendirici bir sınıf olarak yol almasının yol açtığı bu durum, demokratik halk iktidarının daha ilk adımda, sosyalizm doğrultusundaki köklü dönüşümlerini mümkün ve zorunlu kılar. O halde Türkiye'de bağımsızlık ve demokrasi için verilen mücadele sosyalizm için verilen miücadele ile birleşir ve tamamlanır.

Türkiye Sosyalist İşçi Partisi, demokratik halk iktidarına giden yolda, halkımızın sürdürmekte olduğu bağımsızlık ve demokrasi mücadelesinde, emperyalizme ve gerici iktidarlara yönelen bütün anti-emperyalist ve anti-faşist girişimleri destekler, bu.gibi hareketleri işçi sınıfının nihai çıkarları doğrultusunda, yörüngesine almaya çaba gösterir."

70'lerde TSİP'in kısa tarihçesi ise şöyle:

"Türkiye Sosyalist İşçi Partisi, 16 Haziran 1974'de 1970 büyük işçi direnişinin yıldönümünde kuruldu. Parti merkezinin yeri olarak Türkiye işçi sınıfının en yoğun yaşadığı ve en seçkin unsurların barındığı İstanbul şehri belirlendi. (...) Kuruluşu ile birlikte; yoğun bir örgütlenme ve siyasal kampanyalar çalışmasına girişen Parti, kısa zamanda Türkiye'nin sanayi işçilerinin en yoğun yaşadığı illerde ve demokratik muhalefetin gelişkin olduğu yerleşim birimlerinde örgütlendi.(...) 1. Kongresi sırasında Parti'nin örgütlü olduğu illerin sayısı 19'a, örgütlü olan illerin nüfusu Türkiye nüfusunun yüzde 56.4'üne ulaşmıştı. 1. Kongre, bugünkü Programı hazırladı ve onayladı. (...) Bu Kongre ile birlikte, ajitasyon, propaganda, örgütlenme faaliyetlerine hız veren Parti, örgütlenmesini 2. Kongre'ye giderken 45 ile çıkardı.

2. Kongre'ye giderken Parti Türkiye kanunlarına göre 'seçimlere katılmak için yasal zorunluluk olan 15 ilde tüm ilçeleriyle örgütlü olma barajını' çoktan aşmıştı. 2. Kongre için hazırlanan rapor bu konuda şöyle diyor. "Türkiye Sosyalist İşçi Partisi bugün 23 ilde bütün ilçeriyle teşkilatlanmıştır. Toplam ilçe örgütlerimizin sayısı 220'dir. Bu örgütlülük, Türkiye nüfusunun yüzde 77'sine ulaşmış bulunuyor."

Parti'nin 2. Kongresi, yine İstanbul'da 23-25 Aralık 1978 tarihinde toplandı. Hemen hemen bütün önemli yurt sorunları ve bilımsel sosyalizm konuları üzerinde yoğun tartışmalara ve önemli kararların alınmasına sahne olan Kongre, en çok sosyalist birlik, demokrasi güçlerinin birliği ve siyasal işbirliği konularına dikkatleri çekti. Yine 2. Kongre gündemine 'Yığınsal bir Parti'nin yaratılması' görevini koydu. Kongre kapanış bildirisinde şöyle deniyordu:

"Kongremiz, bugün halkımızın en acil sorununu, son Kahramanmaraş örneğinde bir kez daha tanık olduğumuz geniş kitle katliamlarına kadar varan faşist teröre karşı mücadele olarak belirler...

2. Parti Kongresi demokrasi güçlerinin.öncüsü ve belkemiği olan sosyalist hareketin dağınıklığının bir an önce sağlam ideolojik temelde giderilmesi için işçi sınıfının bilimine ve enternasyonalizme bağlı tüm sosyalist siyasal örgütlenmelere Sosyalist Birlik Çağrısını bir kez daha tekrarlamaktadır."

Türkiye Sosyalist İşçi Partisi 2. Kongresi, Parti'nin yığınsallaşması, kitle tabanının genişlemesi, sosyalist çalışma ve örgütlenmesinin kitleler içinde kök salması ve TSİP'in kitlelere malolması için tüm parti örgütlerinin ve üyelerinin önemli sorumlulukla karşı karşıya bulunduğunu ifade etmektedir.

"Kongremiz Türkiye sosyalist ve demokratik hareketinin birliği konusunda da Türkiye Sosyalist İşçi Partisi'ne tarihsel görev düştüğünü bir kez daha dile getirir."

Parti'nin 3. Kongresi 12 Eylül darbesi sonunda ortaya çıkan değişik şartlar nedeniyle ileri bir tarihe ertelendi. Darbe ile birlikte Parti'nin legal faaliyeti yasaklandı.

Aynı dönemde TSİP'in. faaliyetleri için yer alan başlıca kampanyalar da şunlar:

TSİP'in katıldığı seçimler ve aldığı sonuçlar: Parti'nin resmi yayın organları şunlardır: TSİP'i destekleyen yayınlar da şunlardır: Son olarak birkaç söz: Sübjektif konumuna rağmen inanıyorum ki, çalışan insanlar açısından TSİP için tarihin hükmü negatif olmayacak. Başka türlü söylersem. İleride insanlarımız "TSİP olmasaydı daha iyi olurdu" demeyecekler. TSİP varlığının ne derece olumlu olduğuna gelince... Emekçi halkın bahtını karartacak ciddi yanılgılara düşmediğimiz kanısındayım.
 


Kaynak: "Türkiye Sosyalist İşçi Partisi", Ahmet Kaçmaz, Sosyalizm ve Toplumsal Mücadeleler Ansiklopedisi, Cilt 7, s. 2258-2259.
ekleme tarihi 29-Ağustos-2003
Türkiye Solu Sayfası --->