|



 |

İstanbul olan o en yakın sakin ve temiz denizli yerlesim
birimi. Büyük bir koy ve küçücük adaya nazır olan kent.
Denizin kıyıya sürdüğü beyaz renk. Yakın bir adada bir 4
yüzyıllık Genoese kalesinin olması.
Deniz boyunca oteller ve kamp alanları. Balık Restorantları.

Karadeniz sahilinde İstanbul'un yanıbaşındaki Şile, denizin,
kumun, yeşilin, tarihin, eşsiz doğanın kucaklaştığı bir
yöre. İlçe sınırları içindeki dağların yüzde 90'ı zümrüt
yeşili ormanlarla kaplı. Denizi tertemiz, uçsuz bucaksız
plajlarının kumu altın renginde ve ince taneli. Bir özelliği
de romatizmalı hastalara iyi gelmesi. Yazın pekçok kişi
buraya kum banyosuna geliyor.

Birbirinden güzel eski evlerin yer aldığı yerleşim merkezi,
yüksek kayalıkların üzerinde. Bu nedenle, Şile'den denizin
manzarasını seyretmeye doyum olmuyor. Özellikle denizin
coştuğu fırtınalı günlerde mendireğin üzerinde aşan azgın
dalgalar muhteşem bir manzara oluşturuyor.

İlçe, kara avı meraklıları için de pekçok olanak sunuyor.
Çevre ormanlar yaban domuzu, tavşan ve çeşitli kuşlarla
kaynıyor. Define hayal Yöredeki mağaraların ve define
hikayelerinin çokluğu, meraklısını buraya çekiyor. Ancak
bildiğim kadarıyla, hepsi boşa kürek sallıyor.

Şile'nin sembolü olan 141 yıllık tarihi feneri, Karadeniz'in
azgın dalgalarıyla boğuşan gemilere klavuzluk yapmaya devam
ediyor. İlçeyle bütünleşen bir diğer tarihi eser de, hemen
sahildeki Ocaklıada üzerine inşa edilen minyatür kalesi.
10x10 ebadında, 12 metre yüksekliğindeki kale "Made in
Bizans" damgası taşıyor.

Ağlayan Kayalar ise Şile'nin doğusunda yer alıyor. Kayaların
arasında yer alan su kaynağının akış biçimi, ağlayan bir
insanın gözyaşlarına benzediği için bu adı almış.

Şile'yi tüm dünyaya tanıtan en önemli kültür varlığı ise
bezi. Şile Bezi, pamuk ipliğinden el tazgahlarında
dokunuyor. En önemli özelliği, teri emdiği için son derece
sağlıklı olması.

Şile, yaz aylarında denizden yararlanmak isteyenler için
eşsiz bir yöre olmakla kalmıyor. Bahar ve kış aylarında da
ayrı bir güzelliğiyle dillere destan.
|