San Diego Eyalet Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ahmet T. Kuru
Laiklik sorun olmayacak
LEVENT KENEZ   -   02.10.2011
Akademik camiada yakından tanınan San Diego Eyalet Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ahmet T. Kuru'nun daha önce İngilizce yayımlanan kitabı, 'Pasif ve Dışlayıcı Laiklik: ABD, Fransa ve Türkiye' adıyla Bilgi Üniversitesi Yayınları tarafından Türk okurlara kazandırıldı. Kuru'nun Türkiye, Fransa ve ABD'deki laiklik uygulamalarını derinlemesine inceleyerek geliştirdiği pasif ve dışlayıcı laiklik kavramları, yeni anayasa çalışmalarının yapıldığı bugünlerde yol gösterici nitelikte. Kuru ile Başbakan'ın Mısır gezisi ile tekrar gündemimize giren laikliği ve kitabını konuştuk.

***

Pasif ve dışlayıcı laiklik ne demek?

Dışlayıcı lâiklik, devlete dinleri kamusal alandan dışlama vazifesini veriyor. Türkiye, Fransa ve Meksika gibi ülkelerde devlet dini söylem ve sembolleri özel alana hapsetmeye çalıştı. Pasif laiklik ise devletin kamusal alanda dinlere karşı pasif ve tarafsız olmasını talep ediyor. ABD, Hindistan ve Hollanda gibi ülkelerde devlet kamusal alanda dinî öğelere de, dinî olmayan alternatiflerine de özgürlük sağlıyor.

Laiklik tartışmalarından Türkiye çok yoruldu, yeni anayasa sürecinde yine bu tartışmalarla vakit kaybedecek miyiz?

Belki de Başbakan laiklik mesajını bu sebeple Mısır üzerinden verdi, baktı ki Türkiye sıkıldı bu tartışmalardan, belki Araplar üzerinden mesaj alınsa daha iyi olacak diye düşündü (gülüşmeler).

Başbakan'ın laiklik vurgusunu siz nasıl anladınız?

Türkiye üzerine Batı'da kara bir propaganda var. Türkiye İslamileşiyor, laiklikten uzaklaşıyor diye. Bu açılım, büyük bir oranda bu tenkitleri susturdu.

Açılım demek ne kadar doğru, bir televizyona verilen mülakattan bir bölüm konuştuğumuz...

Başbakan'ın verdiği mülakatın videosunu seyrettim. Başbakan uzun olarak görüşlerini anlatıyor. Herkesin inanç yönünden devlet karşısında eşit olması gerektiğini söylüyor. Sonrasında dediği ise kendisinin Müslüman, ama devletin laik olduğu. Din konusunda devletin nötr olduğunu söylemesi, İslamcılığın tezlerine karşı çıktığını göstermektedir.

Sizin de biraz önce belirttiğinize benzer şekilde esas mesajın Batı kamuoyuna verildiğini söyleyenler var.

Birinci mesaj Batı'ya: Eksen kayması yok. İkincisi Türkiye'ye: Yeni anayasada ben laiklik tarafındayım ama laiklik anlayışım bireylere dünyevileşmeyi dayatan, kamusal alandan dini dışlayan bir laiklik değil, diyor. AK Parti'nin bu konuda takiye yapma gibi bir durumu da yok. Anayasa Mahkemesi'nden gelen bir kapatma tehdidi söz konusu değil. Kısacası Başbakan'ın ciddi ve samimi olarak Mısır'da söylediklerinin arkasında durduğunu düşünüyorum. Üçüncü mesaj da Arap coğrafyasına.

Arap coğrafyasına verilen mesaj nedir?

İslami devlet kavramı belirsiz ve içerisine girildiği zaman çıkılamayan dipsiz kuyu gibi bir şey. Mısır, Tunus ve Libya, bunun içine girerlerse 20-30 yılları daha heba olacak. Başbakan'ın tavsiyesi bence çok dostane bir yol gösterme.

Önemli muhafazakâr düşünürlerin bu mesaja itirazları oldu. Rejim ihraç etmenin yanlışlığı ve laikliğin İslam'la bağdaşmadığı yönünde.

'İslam'la laiklik bağdaşmaz' fikrini iki zıt kutuptan duyuyoruz; birincisi, ''İslam devleti'' fikrini savunanlar, diğeri de İslam'ı tenkit eden oryantalistler. Bernard Lewis, Samuel Huntington gibi oryantalistler İslam'ı modernite ile çatışan, laiklik ile bağdaşmayan marjinal bir din gibi göstermeye çalışırlar. 'İslam ve laiklik bağdaşmaz' diyen İslami düşünürler de kimlerle aynı safta yer aldıklarını gözden geçirmeliler.

İslami devletin neyine itirazınız var?

Kendisine 'İslami' sıfatını takan bir devlet, savaş dahil her yaptığını dinen meşru gösterecektir; halbuki devlet kutsal olmamalıdır ve tenkit edilmesi gereken bir kurumdur. Müslümanlar için İslami bir devlet kurmanın namaz ve oruç benzeri bir farize olduğunu sanmıyorum. Zaten demokrasi içerisinde parlamento yoluyla kanun yaparak toplum kendi kültürünü, geleneğini siyasi hayatına çok rahat yansıtır. ABD'de görüyoruz Evanjelik Protestanlar dış politikadan aile hayatına kadar çok aktifler ve laik devlet buna engel olmuyor.

İslam tarihinde din-devlet ayrımı var mı?

Dört halife döneminden sonra din ve siyaset, birçok konuda bağımsız mecralarda akmışlar. Dört mezhebin kurucusu olan imamların siyasi otorite ile çatışmaları buna bir örnektir. Kısacası İslam'da din-devlet ayrımı yoktur demek yanlış bir iddiadır. Hıristiyanlıkta din-devlet ayrımı hep olmuştur zannedenler ise Katolik Kilisesi'nin tarihinden günümüze siyasi rolüne baksınlar.

Mesela dinin yasak dediğinin toplumda da yasak olmasını isteyenler var. Bütün bunları Meclis yoluyla yapmak mümkün mü?

Ne kadar insanı ikna edeceksiniz. Türkiye gibi belirli bir kültür birikimi olan bir toplumda yasakçı bir insansanız zaten büyük kitlelere hitap edemezsiniz. Dindar bir insan laik bir yönetim altında hem şahsi dinî hayatını yaşayabilir hem de hukuk adına görüşlerini dile getirir. Eğer ikna edici bir kamu söylemi geliştirirse istediği politikaları destekler. Bu, ABD tipi pasif laiklikte mümkündür, ama Kemalist ya da Fransız tipi dışlayıcı laiklikte mümkün değildir.

  1 |  2  |  3  |    Sonraki sayfa »

DOLAR
EURO
ALTIN
IMKB
1,85
-0,001
2,551
0,000
100,1
0,000
59692
59692