ISTANBUL öğle ezanı 13:09
19°C 22°C

Mısır’dan dersler veya darbeler önlenebilir mi?

29 Temmuz 2013
HABERLER Yorum

Mısır'daki darbe üzerine hepimiz düşünmeliyiz. Dindar olalım, olmayalım; Arapları sevelim, sevmeyelim; Mısır'ın gidişatı hepimizin hayatını, nasıl bir Ortadoğu ile komşu olacağımızı belirleyecek.

Bu yılın ocak ayında Mısır'da her kesimden 20 kadar seçkinle röportajlar yapmış ve gidişatı anlamaya çalışmıştım. Tespitlere en genelinden başlarsak Mısır özelinde, Müslüman-çoğunluklu ülkeler genelinde siyasi krizlerin çok derin sosyo-ekonomik temelleri olduğunu unutmamak lazım. Topraklarının yüzde 95'i çöl olmasına rağmen seksen milyonun üzerinde insanı barındıran Mısır'ın nüfusunun dörtte biri Kahire'de yaşıyor. Kahire'de dört milyondan fazla insanın mezar evlerde yaşadığını belirtmek, şehircilik noktasındaki krizi anlatmaya yetecektir. Okur-yazarlık oranı kesin bilinmemekle beraber yüzde 60'lar civarında olduğu, kadın sünneti gibi bir Afrika âdetinin yüzde 90'lara yakın olduğu Mısır, iktisadi açıdan uzun süredir dış yardıma bağımlı durumda. Böylesi sosyal ve ekonomik krizlerle sarsılan bir ülkenin sağlıklı bir siyasi yapısının olması eşyanın tabiatına aykırı. Kısacası Mısır ve benzeri Müslüman ülkeler cehalet ve fakirlik sorunlarını çözmedikçe siyasi kaostan da kurtulmaları oldukça zor; siyasi kriz de cehalet ve fakirliği artırıyor ve bu bir fasit daire (kısır döngü) oluşturuyor. Tabii bu fasit dairenin devamı İsrail ve Batı'daki destekçilerinin işine geliyor. Irak ve Suriye yerle bir olduktan sonra Mısır'ın da bir tür iç savaşa düçar olması İsrail'in bölgesel ‘menfaatleri'ne uygun görülebilir. Bu durum Batı'daki İslamofobi ve petrol üzerine yapılan hesaplar ile birleştiğinde neden Batı'nın Mısır'daki askerî darbeye, darbe bile demediği anlaşılacaktır. Müslüman-çoğunluklu ülkelerde işbaşına gelen iktidarlar Batı'nın gücünün farkında olmalı; İsrail ve İslâmcılık konularında çok dikkatli davranmalı, aksi halde meydana gelebilecek operasyonlara karşı da hazırlıklı olmalı.

  Mısır'ın on yıllardır fasit daireden çıkamamasının baş aktörü ordudur. Ekonominin dörtte birine hakim olan ordu, son darbe ile kendi kurumsal menfaatlerinin milli menfaatlerin üstünde olduğunu ortaya koymuştur. Suriye'deki gibi mezhep temelli olmamasına rağmen Mısır ordusunun kendi halkını katledebilmesi ülkenin kontrolünü elinde tutmak için her şeyi yapabileceğini göstermiştir. Mısır ve benzeri ülkelerden uzun vadeli planlarla ordu, polis ve yargıda daha demokrat bir kadronun işbaşına gelmesine çalışmak, eski rejimi sona erdirmenin ve demokratikleşmenin en kalıcı yolu. Bir diğer önemli nokta olarak da orduyu dengelemek isteyenler güçlü koalisyonlar kurarak ülkedeki değişik grupları yanlarına çekmeli. Özellikle İhvan gibi İslami grupların liberaller ve Hıristiyanlarla işbirliği yapması bu noktada çok büyük önem arz ediyor.

  Mısır ve benzeri ülkelerde iktidara gelen İslami gruplar, böyle bir işbirliği yapmaz, aksine şeriat korkusunu ve özel hayata müdahale endişesini artırırlarsa, seçimlerde çoğunluk bile olsalar ülkeyi yönetmekte zorlanırlar. Dahası endişeli ve gayri-memnun gruplar Batılı aktörlerle işbirliği içinde orduyu vazifeye çağırabilirler ki Mısır'da yaşanan da budur. Müslüman-çoğunluklu ülkelerdeki sosyo-ekonomik ve siyasi fasit daireler kırılabilir ve umarız kırılacaktır da; ama bunun için uzun vadeli ve soğukkanlı stratejiler üretmek ve çok sistemli çalışmak gerekmektedir.

*Doç. Dr., San Diego Eyalet Üniversitesi

Anahtar Kelime:
YASAL UYARI:Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Feza Gazetecilik’e aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Bu haber veya yazı sadece zaman gazetesi tarafından sağlanan RSS verileri kullanılarak alıntılanabilir.