Muhasebe 2 - ZAMAN
GÜNDEM Yazarlar Ali Bulaç

Muhasebe 2

Bir iktidarı herkes kendi referans çerçevesini kullanarak eleştirir. Sol ve sosyalistin eleştirileri ile liberalin, milliyetçi olanın ile İslamcı’nın farklıdır, öyle de olması gerekir.

Bu satırların yazarının referansı -anlayabildiği kadarıyla- Kur’an ve Sünnet; varlık tasavvuru, dünya ve insan algısı ile sosyo-politik görüşleri İslamcılıktır. Görüşlerimi, eleştirilerimi hak ve hakikate olan sadakatimin bana yüklediği sorumluluk bilinciyle yaptığıma inanıyorum, yanılabileceğimi; görüş ve düşüncelerimi her zaman gözden geçirmem gerekibeleceğini düşünürüm. Dinimin sahih kaynaklarından ve imanımdan şüphe etmem ama bilgilerimden ve düşüncelerimden her zaman şüphe ederim.

AK Parti iktidarıyla olan sorunumuzun temelinde şu yatmaktadır:

AK Parti İslamcı bir parti değildir; dini referans almadığını, İslamcı bir siyaset kimliği benimsemediğini kurulurken belirtmişti. Şu halde bir İslamcı, AK Parti’yi takip ettiği doğru-yanlış İslamcı politikalar dolayısıyla eleştiremez. Bu, AK Parti’ye de, İslamcılığa da haksızlık olur. Son zamanlarda yeterince kavramlar arasındaki ayrımı dikkate almayan bazı yazarlar AK Parti’ye ilişkin eleştirilerin tamamını İslamcılık’a veya Siyasal İslam’a fatura ediyorlar; bu hem yanlış, hem haksızlıktır.

Ancak İslamcılığı reddedip “muhafazakar demokrat” siyasi kimlikle sahneye giriş yapan AK Parti’nin son birkaç ayda İslamcılık’a göz kırpmadığı veya birtakım grupların AK Parti’ye “İslamcı selamlar” çakmadıkları anlamına gelmez. Nasıl geçmişte sol kökenden gelen bazı liberallerin dışındaki güç tutkunu liberaller AK Parti üzerinden projelerini ve ikballerini yürüttülerse ve bugün de –tıpkı Mısır’daki gibi- hemen güçten yana direksiyonu kırdılarsa, bunlar gibi hakikat-i halde hiçbir zaman İslamcı olmamış; ilk ortaya çıktıklarında Milli Görüş’e, Nurculara, Süleymancılara, Işıkçılara, tarikatların tamamına ve radikal gruplara karşı olup “yeminli grup” olarak hep Diyanet ve devlet üzerinden güç toplama stratejisini izlemiş zümreler de bugün İslamcılık kartını kullanmaktadırlar. İçlerinde samimi birkaç “İslamcı” olsa bile varlık sebepleri devlet adına İslamcılığın önünü kesmektir.

Herkesin fikri ve siyasi tercihi kendine. Bizim mahalleden arkadaşlarla sorunumuz hakikat-i halde İslamcı olmayan bir iktidarın İslamcı bir perspektiften yaptığımız eleştirilere karşı gösterilen hazımsızlık, bazan hak ve hukuk ihlallerine varan tepkilerdir. Yürütücüleri “dindar” olan bir iktidarı İslamcı eleştirisi meşrudur, gereklidir ve zaruridir. Çünkü bu iktidar “dinin muamelat ve ukubatâ ilişkin hükümleri”ni referans almıyor ama “dinin diyanetvari sembol ve ritüelleri” üzerinden işi götürüyor. Bir İslamcı, buna en yüksek perdeden itiraz etmez de, ne yapar? Değil AK Parti’yi şu veya bu iktidarı eleştiren bir Müslüman hakkaniyetli olmalı: İftira atmamalı, isnatlarda bulunmamalı, uyarıcı ve yol gösterici olmalı; haksızlıklara karşı olmalı. Eleştirilerimde bu sınırları aşmışsam ben de eleştiriyi hak ediyorum demektir.

Ortadoğu’yu kasıp kavuran mezhep savaşlarının gerisinde şu veya bu grubun kendini hak ve hakikatin merkezinde görmesi; dini tefsirini, yorum ve içtihadını ve buna bağlı geçmişte teşekkül etmiş bulunan mezhep veya fırkasını dinin kendisiyle özdeşleştirmesi; kendisi dışında kalanları batıla ve dalalete saplanmış kafirler, müşrikler ve münafıklar olarak görüp onları cezalandırmaya kalkışmasıdır. Aslında mesele iktidar mücadelesidir. Ve İslami ahlak ve hükümlerle terbiye edilmediği müddetçe her iktidar mücadelesi zalimanedir, vahşicedir. Din adına öyle zulümler yapılır ki, gün gelir kitleler “Küfür devam eder, zulüm devam etmez (El küfrü yeduvm ve’z Zulmü la yeduvm)” der Haccac yerine Nuşirevanı aramaya kalkışırlar. Emevi “halife”nin emrinde onbinlerce kelle uçuran Haccac-ı zalim Kur’an hafızıydı, hatta Kur’an’ı o harekelemişti, ama onun zulmünden ah eden Müslümanlar ateşperest İran Kralı Nuşirevan’ı arar hale gelmişlerdi.

Eğer dindar insanların elinde bulundurduğu AK Parti’ye hayır yapmak istiyorsanız, onu eleştirenlere kulak verin; bunu yapmayacak olursanız, bir bakarsınız, insanlar “dindardan kaçar”ken “dini tamamen dışarı çıkaran”lara sarılırlar. İran’daki yanlış politikaların sebebiyet verdiği sekülerleşme ve nihilizm hepimize uyarıcı olmalı. Bu süreci “imam hatip merkezli dindar nesil” projeleriyle durduramayız. Devam edeceğiz.

4 Ağustos 2014, Pazartesi
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan yorum yazıları veya haberlerin tüm hakları Feza Gazetecilik’e aittir. Kaynak gösterilse dahi hiçbiri özel izin alınmadan kullanılamaz. Bu haber veya yazılar sadece Zaman Gazetesi tarafından sağlanan RSS verileri kullanılarak alıntılanabilir.
yazarHakkinda.