scorecardresearch.com İslamcılığın röntgeni Kitap Yazısı ve Makale Yorumları Radikal Kitap'ta!

İslamcılığın röntgeni

Levent Gültekin’in kitabı Şatafatlı Mağlubiyet, Türkiye’nin büyük dönüşümünü, AKP’nin ve AKP yöneticilerinin nereden gelip nereye gittiğini anlamak için mutlaka okunması gereken bir çalışma.

21.09.2015 00:20

KORAY ÇALIŞKAN koraycaliskan@yahoo.com

İslamcılığın röntgeni

Levent Gültekin eski bir İslamcı. Önceleri İslam için İslamcılık bir araçtır diye düşünüyor. Şimdi İslam’ı korumak için bu aracın yok edilmesi gerektiğini. Şatafatlı Mağlubiyet, bu dersini İslamcılığın iktidarla imtihanını anlatarak veriyor. Türkiye’nin büyük dönüşümünü, AKP’nin ve AKP yöneticilerinin nereden gelip nereye gittiğini anlamak için mutlaka okunması gereken bir kitap.

 Akademik analizlerden uzak, izlenimsel bir argümantasyona dayanan, anı ve analiz arasında gidip gelen, kâh hâlâ İslamcı olan eski tanıdıklarına ya da akıl hocalarına kişisel mektup tarzında, kâh kendisiyle konuşan bir adamın fısıldamaları formunda melez bir yazım biçimi kullanıyor Gültekin. Her on sayfada değişen bir renk gibi. Okura kitabı daha hızlı okutacak bir sürat veren bu tarzı beğeneceğimi hiç düşünmezdim.

 Gültekin kendi içine ve içinden geldiği siyasi sosyolojiye etkileyici bir dürüstlükle bakıyor. Bu bakımdan kitabı sosyalistlerin Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra başlattıkları iç muhasebeye benziyor. “Demokrasi, eşitlik, kadın hakları, çevre gibi şeyleri devrimden sonra hallederiz” diyenlerin yanılgısına benzer bir hikâye anlatıyor. İyi niyetle başlayan ve başarıdan sonra otoriterleşen eski ideolojisini tarih dersinden tahtaya kaldırıyor: “Demokratik bir yol izlediğimiz ve tüm kazançlarımızı demokrasiye borçlu olduğumuz halde, ne yazık ki demokrat değildik, olamıyorduk.” (s. 17)

Kitap Erbakan zamanında yapılan yolsuzlukları, mesela Almanya’dan toplanan paraların nasıl faize yatırılıp yendiğini, en başından beri İslamcılığın iktidar ve güçle ilişkiye girdiği an paçaları suya indirdiğini anlatıyor. Ancak bir ilginç nokta, bunca parayı toplayan, dağıtan, medya kuruluşları diken insanlardan biri olan Levent Gültekin’in onca zekâya rağmen çevresinden dönen dolabı görmek için neden yirmi yıla ihtiyaç duyduğu. Kitapta bu şu kadar ifadesini buluyor: “Bunu çok geç fark ettim. Şaşılacak bir şey ama bu böyle...” (s. 19) Oysa hatayı anlatmak meziyet, hatayı açıklamak ise ustalıktır.

 Kitap sonuçta söyleyeceklerini göstermek konusunda hiç nazlı değil. En baştan bütün kartları açık Gültekin’in. Sürpriz yok. Birçok Atatürkçüye taş çıkartacak netlikte bir laiklik savunusu yapıyor. Biz laikliği hep dinciliğin saldırılarından toplumu korunmak olarak düşünürüz. Oysa Gültekin net bir şekilde İslam’ı kurtaracak tek şey laiklik, yoksa dağılır gider diyor: “(Laikliğin) ‘din dışı’ yani teknik, ölçülebilir, beşeri analizler ve çözümler önerdiğini görmüyor, onu ‘din karşıtlığı’ olarak algılıyorduk.” (s. 17) Sonra da İslam’ı kullanarak kişisel çıkar peşinde koşan, tüm ahlaksızlıkların kılıfı olarak onu kullanan, dolayısıyla onu kirleten, üstüne abanan İslamcıları İslam’ın gerçek düşmanları olarak gösteriyor.

Gültekin, İslamcılığın medeniyetle girdiği imtihandan 5 – 0 yenik çıktığını anlatıyor: “Bilimde, sanatta, ahlakta, yaşam alanında ve kadını anlamada İslamcıların idaresindeki Müslüman toplumları yenilmiştir.” (s. 30-31). Vardığı nokta isabetli ancak, nedenleri konusunda geliştirdiği argüman bir ince ayar istiyor.

Müslümanların sanatta, bilimde, edebiyatta pek varlık gösterememelerini anlatıp bunu İslamcılığa bağlıyor. Geri kalmışlıkla İslamcılığı bağdaştırıyor. Demokrat olamamakla da İslamcılığı bir araya getiriyor. İslamcılık konusunda dedikleri isabetli. Ancak Gültekin’in hesaba katmadığı şey sömürgecilik. Çağımızda sömürge toplumunun idaresi için üretilen devlet ve onun kontrolü için üretilen modern ordu, otoriterliğin ana aracı ve imkânı oldu. İslamcılık modern bir ideoloji olarak bu sürece karşı durarak ortaya çıktı. Bir çok laik, seküler, sosyalist hareket gibi İslamcılık da demokrasiyle imtihanını kaybetti. Bu da benim eski İslamcı Gültekin’e hediyem olsun. Siz demokrasiyi kaybettiniz de biz çok mu kazandık?

Ben İslamcıların yolsuzluk, otoriterlik ve çıkarcılık havuzunda boğulmalarının nedenini, İslamı kullanmalarına bağlamıyorum. Gültekin kitabın birçok yerinde İslamcılığın sorunlu bir İslam yorumundan dolayı böyle savrulduğunu iddia eder gibi oluyor. Oysa böyle savrulan başka ideolojiler de var. Bence mesele bir kere diğerlerini baskı altına almayı başarabilecek kudrette örgütlenebildikten sonra insan her ideolojiden, fikriyattan, diniyattan minaresine kılıf dikebilir.

 Demokrasinin özü yönetenlerin demokrat olması değildir. Yönetilenlerin demokrasi ve hukuk devletine sahip çıkabilmeleridir. Erdoğan’dan önceki iktidar sahipleri vesayetçilikle imtihandan kaldıkları için Erdoğan’ın otoriterliği ve tek adamcılığına hazırlıksız yakalandılar. Yani mesele yanlış İslam yorumu değil, Türkiye toplumunun hazırlıksızlığıydı. Yoksa Tayyip Erdoğan gibi az gelişmiş siyasetçiler demokrasisi gelişmiş toplumlarda muhtar bile olamazdı. Şimdi muhtarları toplayıp nutuk atıyor. Düşünsenize Almanya’da bir siyasetçinin “affedersin Ermeni” dediğini. Siyasi hayatı biterdi...

Levent Gültekin affetmiyor. İslamcılık hakkındaki en güçlü eleştirilerden birini yapıyor. Çok karışık konuları tereyağından kıl çeker gibi anlatıyor. Örneklerle, hikâyelerle, akıcı ve fikir ateşleyici bir dille İslamcılığın nasıl büyük bir tehlike olduğunu anlatıyor. Bunu da İslam tarihinden verdiği örnekler, hadisler, felsefi akımlarla süslüyor. Yani aslında İslam’ın özünün İslamcılığa taban tabana zıt bir felsefeye sahip olduğunu, İslamcıların, İslam siyasi felsefesini de gerilettiğini anlatıyor.

Kitabın sonuna doğru Gültekin MHP, CHP ve Kürt hareketiyle de karşılıklı bir diyaloğa giriyor ve İslamcılığın iflasının, bu üç siyasi harekete nasıl bir ders olarak okunabileceğini tartışıyor. Kitabın bu bölümleri ileride yazılacak bir yeni kitabın eskizi olarak görülebilir.

Şatafatlı Mağlubiyet, şatafatlı ve etkileyici bir dille yazılmış, Türkiye’de siyaset ve tarihle ilgili herkesin zevkle okuyacağı izlenimsel ve otobiyografik bir kitap. Analojik argümanlarla bezenmiş, soğuk bir analitik çerçevenin kırıntısı olmayan, ele avuca sığmayan, hemen okunan bir kitap. Elbette insanda kalıcı izler bırakıyor...

Yayıncıya not: Kitapta indeks yok. Böyle kitapların indekssiz yayımlanması okuru üzüyor...

ŞATAFATLI MAĞLUBİYET
İslamcıların İktidarla İmtihanı
Levent Gültekin
Doğan Kitap
2015, 208 sayfa, 17 TL.

YORUM YAZ

Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.

H.P. Lovecraft testi

H.P. Lovecraft testi

İyi ki doğdun Lovecraft

Korkunun efendisi, fantastik edebiyat ve bilim kurgunun atası Howard Phillips Lovecraft, tam 125 yıl önce bugün doğdu. Kara düşlerin görünmez kitabını yazan ustayı bir testle hatırlayalım istedik. Testi tamamladığınızda ustaya ne mesafede olduğunuzu anlayacaksınız.

TESTE BAŞLA

ÖDÜLLÜ SORU

Soruyu doğru cevaplayan 20 kişiye Zülfü Livaneli’nin “Orta Zekâlılar Cenneti” kitabını hediye ediyoruz.

'Soruyu doğru cevaplayan 20 kişiye Zülfü Livaneli’nin “Orta Zekâlılar Cenneti” kitabını hediye ediyoruz.'

1991 yılında yayınlanan Orta Zekâlılar Cenneti ile 2010 yılında yayınlanan Sanat Uzun, Hayat Kısa’dan derlenen yazılar elden geçirilmiş yeni baskısıyla okurlarla buluştu.

“Orta Zekâlılar Cenneti’ni yazdığım yıldan bu yana, Türkiye’de ve dünyada çok şey değişti ama gözlemlerime göre ‘orta zekâlı’ların iktidar alanı daha da genişledi, neredeyse başa çıkılmaz bir ortak paydaya dönüştü. Toplum kaliteyi –deyim yerindeyse– kusmaya başladı, iyiliğin yerini kötülük, temizliğin yerini pislik, hakkın yerini haksızlık, kibarlığın yerini kabalık, ahlakın yerini ahlaksızlık alma yolunda epey ileri gidildi.
 

Ne olup bittiğini anlamamıza destek verebilecek böyle bir kitabı yeniden yayınlarken, iki ayrı kitaptan, yani Orta Zekâlılar Cenneti ile daha sonra yayınlanmış olan Sanat Uzun, Hayat Kısa’dan bir derleme yapmayı ve birlikte sunmayı istedim. İçimden öyle geldi. Umarım okurlar bunu uygun karşılarlar.”
Ömer Zülfü Livaneli 


Soru: Zülfü Livaneli’nin hangi kitabı geçtiğimiz günlerde Almancaya çevrilmiştir?

  • Konstantiniyye Oteli
  • Bir Kedi, Bir Adam, Bir Ölüm
  • Kardeşimin Hikâyesi
  • Son Ada