İslamcıların zihinlerindeki normatif anlam çerçevelerinin demokratikleştiğini yani demokrasi ile İslam'ın uyuşmasını içselleştirdiklerini akademik yayınlarda dile getirmiş bir akademisyen olarak; 2002-2007 arasında gözlemlediğimiz şeyin neden geçici olduğu kafamı epeyce meşgul ediyor. Müslümanların pek çoğunun, iktidara gelince ve fırsatını bulunca, bugünkü İslamcılara dönüşeceğinden endişe ediyorum. 

Zira, Müslümanların zihin dünyalarına en fazla etki eden faktör olan fıkhın, demokrasi, çoğulculuk, herkesi eşit kabul etme ve ötekinin haklarına saygı duyma gibi konularda etkin kabuller ve normlar geliştiremediğini düşünüyorum. Bu yönde Gülen Hocaefendi gibi sayısı hiç de az olmayan fakih ve düşünürlerin çabaları var ama henüz bu çabaların sonuçları, ortodoksi saygınlığına ve yaygınlığına ulaşamadı. Bu durum, pek çok dindar zihinde, siyasete yönelik olarak, bir tür şizofrenik zihinsel yarılmaya sebep oluyor. Basit bir ifade ile, “Bugün şartlar böyle, demokrat siyaset takip edelim ama fırsatı bulunca baba yadigârı fıkhı uygulamaya koyalım” anlayışı, pek çok dindarın kendisinin bile farkında olmadığı subliminal bir olgu olarak beyninin bir kompartımanında duruyor. 

Sosyal bilimlere ve metodolojisine vâkıf fıkıhçılar, makasıd gibi enstrümanlardan yararlanarak, demokrasi, çoğulculuk, muhalefet, iktidarın el değiştirmesinin meşruiyeti, eşitlik, insan hakları ve eleştirellik gibi konularda yeni içtihatlarda bulunup, bunları yaygınlaştırmaya ve etkinleştirmeye katkıda bulunmalılar. Yoksa, dindarların iktidarı, kendisi gibi olmayanlara ikinci sınıf muamelesi yapanların ve onları bazen diş sıkarak, sabırla hoş görenlerin ama bazen de ezenlerin iktidarı olmanın ötesine geçemeyecek. 

İslamcının fıkıh anlayışında, iktidarın paylaşımı yoktur, iyi yönetişim yoktur, muhalefetin meşruluğu yoktur (onlar patates dinindendir), Allah'tan ve halktan başka kimsenin kendilerine itiraz hakkı yoktur! Peki halk, itirazını nasıl ve hangi araçlarla dile getirecektir, iktidarın yapıp ettiklerini nasıl kontrol edecektir? Memnun değilse iktidarı nasıl değiştirecektir? Azınlıkta kalanlara ne olacaktır? Maalesef, ulema nakliyatın yenilemekte yavaş davrandığı fıkıhta bunlara dair, ulemaya düşen bazı vazifeler ve soyut mu soyut "şûra" ya da "iyiliği emir, kötülüğü nehiy"den başka bir şey yoktur. Muaviye'nin kurduğu saltanat sistemi genel ve en yaygın kural haline gelmiştir ve alternatifine kafa bile yorulmamıştır.

Tarihsel olarak, halkın rahatsızlıklarını, taleplerini vs. yöneticilere iletecek kurumsal yapılar ve enstrümanlar olmayınca, bazen tarikatlar siyasallaşmıştır, bazen de askerler. Ama, iktidarın frenlenmesi, dengelenmesi, hesap sorulması, paylaşımı, kaynakların iyi kullanımı konuları tamamen havada kalmış, çoğu şey muktedirin insafına bırakılmıştır. Ulema da, büyük oranda, iyi bir muktedir nasıl olur, nasıl olmalıdır üzerine yüzlerce, binlerce kitap yazmakla yetinmiştir. İktidarın el değiştirmesi ile ilgili “huruç alessultan” (başkaldırı) konsepti dışında da barışçıl bir enstrümanı üretmemiştir, üretememiştir. Kendisini Allah'ın yeryüzündeki temsilcisi, hatta gölgesi vs. gören muktedirler de, muhalif fikirlere bazen hoşgörü göstermiş ama genelde onları ezmeyi tercih etmiştir. 

Teorik açıdan bakıldığında, fren ve denge rolü olan ulemanın pozisyonu muktedire karşı genelde zayıf olmuştur; muktedirler, “uyumlu” olmayanların pek azına tolerans göstermiştir. Pek çok ulema "mihne"yi değil sessizliği ya da devlet memuru olmayı tercih etmiştir.  Dindar kitlesi, muktedirin, aslında, ulema nakliyatın yüzyıllardır formüle ettiği ve dindar zihnin başka İslami alternatifini bilmediği, tanımadığı Muaviye (saltanat) yönetimini uygulamaya çalıştığını bilir ve kabul eder. Dolayısı ile, bu meseleler, fıkhî olarak halledilmedikçe, iktidara hangi dindar gelirse gelsin, fırsatını bulduğunda AKP'ye dönüşür. 


Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Misafir Avatar
bakış 22 saat önce

malasef aynen oyle ortadogu dıktator ureten yıgınlar bolgesi

Misafir Avatar
xxxx 1 gün önce

Hz ömer dönemine bakın
Ve koskoca İslam tarihini bir köşe yazısı ile analiz edemezsiniz,
Çok rahat dindarlar hakkında böyle bir kanıya varmışsınız
Fıkıh kelimesini diktatörleşme kelimesi ile anlam olarak aynı kefeye koyamazsınız vesselam

Misafir Avatar
Süloyman 17 saat önce

ALT YAPI ÜST YAPIYI BELİRLER
İSLAM MİLLETİ İNSANCA YAŞAYACAK ( Gsmh 20 bin dol üstü olmadan) BİR GÜÇ İMKAN VE İKTİDAR ELDE ETMEDEN "İÇTİHAD KAPISI AÇIKTIR AMA ORAYA GİRMEYE MAHZURLAR VARDIR" ..
YİNE DE CESUR BİR YAZI
ÖZÜR DİLEYEREK VE SİZİ İZLEYEN BİRİ OLARAK ŞİMDİ KAPI AÇILACAK OLSA SİZİN GİBİLER BATIYA ÇOK UYGUN BİR
FIKIH YAZIVERİRLERDİ DİYORUM..
BU İŞ VAZİFELİ ŞAHSIN GÖREVİ OLACAK
HÜRMETLER

Misafir Avatar
kamil 23 saat önce

bu yazı iftira inançlı insan diktatör olmaz yazı kendini inkar ediyor

Misafir Avatar
MEHMET 16 saat önce

evet işte MUSTAFA KEMAL ATATÜRK bundan dolayı büyük bir asker siyasetçi ve devlet adamıdır