GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

29/03/2001

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Diziler

Televizyon

Hodri Meydan

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportajlar

Fikir Platformu

Medya Analiz

Bilişim

Eğitim

Akademi

Hayat

Otomobil

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye

ENGLISH



Ali BULAÇ

Arka Plan

'İslamî medya'nın ekranları (2)

Kültürel algılarımızı kökten değiştirmeye yönelen ve bize farklı bir yaşama biçimi öneren sadece reklamlar değildir kuşkusuz. Bunun yanında televizyonların haber programları, tartışmalar, diziler, filmler vs. de önemlidir.

Televizyon yayıncılığının kendine özgü zorlukları, standartları var. Ancak ekran, onu formatlayan insanların zihin dünyalarının dışa vurmuş halidir. Bu zihnin ne kadar kendi içinde tutarlı, kaynak olarak seçilen çerçeveye uygun olup olmadığı, kendini neye, kimlere ve nasıl bir dünyaya refere ettiği; programlarıyla bizi nasıl dönüştürdüğü ve bizi nasıl bir dünyayı algılama biçimine yönelttiği önemlidir. Televizyon uzun zamana yayılan süreçte dönüştürücü bir etkiye sahiptir.

"Sünger teorisi" uzun vadede bu dönüştürücü etkiyi açıklayabilir. Bu teoriye nasıl geldiğime kısaca işaret etmem lazım. Jean Baudrillard "kitlelerin mıknatıslanabileceği"nden söz eder. Ona göre toplumsal denen şey kitleleri statik bir elektrik gücü gibi sarmalamaktadır. Oysa çoğu kez bu yığınlar yine de 'kitle' olarak algılanırlar. Bir başka deyişle toplumsala ve politikaya ait olan bütün elektrik akımını emerek nötralize ederler." Baudrillard'ın ayrımında "toplum" ve "kitle" ayrı şeylerdir. Televizyon ve genel olarak medyanın ihata alanında toplum değil, kitle vardır. İletişim güç ve etkinlik kazandıkça, insan bireyleri bilinçli, kendi aralarında amaçlı bir toplum olmaktan çıkar, "kitle/yığın" durumuna gelirler.

Bundan hareketle televizyon ekranı karşısındaki seyirci zihnini bir süngere benzetebiliriz. Seyirci milyonlarca görüntü ve imajı alır, emer ve sonra süngere dolmuş su gibi atar. Ancak bir şeyi emip atan bir şeyi nötralize etmekle kalmıyor, zaman içinde ondan derin ve kalıcı bir şekilde etki alıyor. Haftada 168 saat yayın yapan onlarca kanaldan süngere (seyirci zihnine) akıtılan su uzun vadede tortular bırakıyor. İşte bu tortuların zaman içinde toplanıp katılaşması, süngerin yapısını bozar; önce karartır, arkasından katılaştırır. Belki günün birinde artık zihin, tortular biriktire biriktire tümüyle katılaşacak ve algılama kapasitesi yanında anlama yeteneğini de kaybedecektir. Bu da zihnin (sünger) çürümesi demektir. O zaman su olarak süngere nelerin akıtıldığı çok önemlidir.

Geçen yazıda reklamlardan üç örnek vermiştim. Bunlar ben idrakimizi ve kültürel algı biçimlerimizi dönüştürüyordu. Bu yazıda yaşama biçimimizi dönüştürmekte olan iki örnek vereceğim.

Birinci örneğimiz "yemek ve mutfak programları"dır. Diğerleri gibi "İslami medya ekranları"nda da mutfakta yemek programları yapılmaktadır. Ancak adına "laik" denen televizyonlarda, mesela Kanal D'nin geçen yılki Tefal'in çok beğenilen programlarında evin hanımı genellikle komşu kadınlar veya eve misafir gelen hanımlarla bir arada olur. Ara sıra programa erkek de alınır; ama bu seyrektir. Atv'de Elif Korkmaz programa misafir de almıyor. Misafir alınan programlarda bir yandan yemeğin tarifi verilir ve pişirilir, diğer yandan program boyunca süren bir sohbet olur. Her nedense "İslami medya"da evin mutfağında yemek tarifi yapan hanım -ki bu evin hanımıdır- yabancı bir erkeği -ki bu gazeteci, siyasetçi, hukukçu vs. olur- alır, masanın başına oturtur. Bir yandan yemeği yaparken öte yandan sıcak ve samimi bir sohbete dalar. Kikirder, güler, şakalaşır, takılır, bazen iç gıcıklayıcı şeyler de söyler. Şimdi sorabiliriz: Hangi kültürün ve geleneğin bilinen meşru formunda bir evin hanımı kocası yokken kendisine (namahrem) bir erkeği evine, üstelik mutfağına alır ve saatlerce bu yabancı erkekle sohbete dalar?

İkinci örneğimiz, gece 24'ten sonra yayınlanan bir müzik programıdır. Birisinde rastladığım olayı aktarayım: Gece saat 1.20. Sanat müziği programını yapan ve şarkı okuyan erkek sanatçı telefonlar alıyor. Bu arada onu İstanbul'dan bir hanım arıyor. Konuşuyorlar. Hanım o saate kadar oturuyormuş, uykusu kaçmış. Yan odada kocası uyuyor, sabah erkenden işe gidecek. Bu bilgileri verdikten ve programı çok beğendiğini söyledikten sonra bir şarkı istiyor. Telefon kapanmadan önce erkek sanatçı ile arayan hanım izleyici birbirlerine karşılıklı "öptüm" diyorlar.

Bu iki örnekte sünger durumundaki seyirci zihnine akıtılan suyun dipte bırakacağı tortu birbirlerinin namahremi olan bir kadın ile bir erkeğin arasındaki ilişkinin kökten bir dönüşüme uğramasıdır. Bu "diğer kanallar"da olsa -ki benzeri ve daha beteri her saat oluyor- zihin kanalın beyan edilmiş bulunan kimliğine karşı önhazırlık içinde olduğundan etkisi bu düzeyde olmaz. Zihin dış uyarıcılar karşısında gardını aldıkça, bu sadece tasvir düzeyinde kalan bir imaj-bilgi olarak kalır. Yine de rahmetli Bediüzzaman'a göre "Batılın tasviri saf zihinleri idlal eder." Ancak meşruiyet çerçevesi paylaşılan ortak bir görüş ve ahlâka dayanıyorsa, sünger tortuyu kolayca ve sorgusuzca alır, saklar. Batılın farkına varmaz. Cumartesi günü rasyonaliteyi ele alacağız.


a.bulac@zaman.com.tr


@ Bu yazıyı başkasına e-mail gönder @



Yazarımızın en son yazıları

03/ 02/ 2001... Soykırımı (2)
06/ 02/ 2001... Çare bulmak
08/ 02/ 2001... Hicret yurdunda vuslat
10/ 02/ 2001... Zaman lazım
15/ 02/ 2001... Mustafa Kemal'e saygı
17/ 02/ 2001... ÖFK ve bankalar arasındaki adaletsizlik
20/ 02/ 2001... Test edilen
22/ 02/ 2001... Yönetim krizi
24/ 02/ 2001... Bizim mahallenin "İslamî medya"sı
27/ 02/ 2001... 'İslamî medya'nın ekranları (1)


| Ana Sayfa | Haberler| Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi | Hodri Meydan |

Copyright© 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 454 1 454 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.