İslamcı siyaset neden laikçi siyasete benziyor

Her ne kadar “Yeni Türkiye” demeyi seviyorlarsa da neredeyse her yaptıkları eski. Daha doğrusu “eski” zihniyet dünyaları içinden yapıyorlar yaptıklarını. O nedenle Türkiye bir zamandan beri büyük bir “belirsizlik” içinde, nereye yöneleceği de belli değil. Yalnızca siyasi olarak değil ekonomik olarak.... →  Erol KATIRCIOĞLU

Her ne kadar “Yeni Türkiye” demeyi seviyorlarsa da neredeyse her yaptıkları eski. Daha doğrusu “eski” zihniyet dünyaları içinden yapıyorlar yaptıklarını. O nedenle Türkiye bir zamandan beri büyük bir “belirsizlik” içinde, nereye yöneleceği de belli değil. Yalnızca siyasi olarak değil ekonomik olarak da böyle.

İnsan kendisine sormadan edemiyor. Bir zamanlar “Laik devletçilerin” kendilerine yaptıklarını şimdi onlardan da geniş bir toplum kesimine benzer şekilde yapıyor olmalarını nasıl açıklayabiliriz diye. Tabii asıl bu soruyu AKP’ye oy vermiş ve vermeye devam eden insanlara sormak gerek. Ama sanırım onlar da soruyorlardır bu soruları kendilerine ama şimdilik ne cevap verdiklerini bilmiyoruz.

“Laik devletçi” iktidarı rahatsız eden bir şiir okudu diye hapse atılan Cumhurbaşkanı, nasıl oluyor da şimdi kendi iktidarını eleştiren neredeyse herkesi üstelik de mahkemelere direktifler vererek mahkum etmeye çalşıyor?

“Laik devletçi” iktidar  dönemlerinde, toplumun dindar kesimleri içindeki sermaye ve iş sahiplerine “yeşil sermaye” diyerek, dindar insanlara “şeriatçı” “hu’cu” “gerici” diyerek yaptıklarını nasıl oluyor da şimdi kendisi de benzer biçimde “paralelci”, “terörist” vs. diyerek yapabiliyor?

Bu soruları daha da uzatmak mümkün. Ama hemen belirteyim ki tanıyan herkesin sözleşmişcesine söylediği gibi Cumhurbaşkanı’nın “pragmatizminden” sözetmiyorum. O ayrı bir konu. Pragmatizmin bazen yararlı ve sorun çözücü yanları da olan bir özellik. Ama sanırım sorduğum bu sorular iktidarla birlikte yer değiştiren zihniyet ve kimlik dünyalarıyla ilgili.  

Bastırılmış bir kimlik olarak İslami kimlik bugün ülkedeki en yaygın kimlik. İnsanlarımızın önemli bir bölümü öncelikli olarak kendilerini “Müslüman” olarak tanımlamakta. Her ne kadar kendilerini böyle tanımlıyor olsalar da bu insanların “İslamcı” olduklarını söylemek pek doğru değil. Tıpkı kendilerini “laik” olarak tanımlayan ve fakat “laikçi” olmayan kesimlerin olduğu gibi. Bir başka deyişle bir “cemaat” olmakla, bir “cemaat siyaseti” yapmak aynı şeyler değil. Bir kültürel kimliğe kendini bağlı ya da yakın hissetmek, o kültürel kimliğin dışındaki kimliklerin siyaseten ötekileştirilmesini gerektirmez ya da gerektirmemeli, ama bütün “kimlikçi siyasetler” gibi “İslamcı siyaset” de kendinin doğru olduğu inancıyla diğerlerini ötekileştirmeyi meşru gören bir zihniyet dünyasına sahip.

Bu nedenle de geçmişteki “Laik devletçi cemaatin” zihniyet dünyası içinde “Müslümanlar” nereye düşüyorsa, bugün “İslamcı siyaset”in gözünde de “Laik devletçi cemaat” aynı yere düşüyor.

Tabii burada Kürtler ve diğerleri de var kuşkusuz. Ama bu kesimler şimdiye dek her iki kimlikçi siyaset açısından da ötekileştirilmiş ve ötekileştirilmeye de devam eden kesimler.

Dolayısıyla siyasi yapımızdaki hastalığın teşhisi her şeyden önce bu yapıdaki sorunların görülmesini gerektiriyor. Bugün Türkiye siyaseti, egemen iki kimlik üzerinde yükselen “Laik devletçi” diyebileceğimiz, içine Kemalistleri, ulusalcıları, kendilerine sosyal demokrat deyip sosyal demokrasiyle bir ilişkileri olmayanları da ekleyerek sınırlarını çizebileceğimiz kimlikçi bir siyasetle; “İslamcı” diyebileceğimiz, İslam’ı, kimlikçi bir siyaset dünyasından yorumlayan çeşitli kesimlerin içinde yer aldığı diğer bir kimlikçi siyaset arasında biçimleniyor. Daha da kısası iki egemen kimlikçi siyaset Türkiye siyasi alanını biçimliyor ve her ikisi de birbirlerini ötekileştirmiş olduğundan da yaptıkları oldukça birbirine benziyor. Sorduğum soruların cevapları da büyük ölçüde bu gerçeklikte yatıyor.

Ama böyle bir siyasi alan çıkmaz bir sokaktır. O nedenle de bu sokağa girmektense bu sokağı diğer sokaklarla birleştirmeye çalışmak en doğrusu.

Tabii mecalimiz kalmışsa...

0 Yorum

Bu Yazı Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, halklara ve inançlara saldıran, nefret suçu ve cinsiyetçi söylemler içeren, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.

Editörün Seçtikleri

Video Galeri

Bugün Yazanlar

Tüm Yazarlar

Arşiv

Özgür Gündem Birinci Sayfa

“Binevş”

Cümle Alem

Qırıx


Okurlarla Başbaşa


Medya Diyalog


“Özgür