Nahda’nın açıklaması ve küresel İslami hareketler – Gökhan Bacık

Nahda lideri Raşid Gannuşi önemli açıklama yaparak “artık Müslüman demokrat olarak siyaseti yapıyoruz” dedi. Bu açıklamaya göre “artık klasik anlamda siyasal İslamcılık” yapmayacaklar.

İslami hareketler “stresli” yapılardır. Grup içi baskı bunaltıcıdır. Bireysel inisiyatif almak zordur. O nedenle “duyduğunuz” aslında merkezdeki daha sert bir sesin yumuşak yansımasıdır.

Gannuşi kamuoyuna böyle konuşuyorsa demek arka planda daha neler söylenmiştir!

Gannuşi’nin söyledikleri İslamcılar için önemli bir dönüm noktasıdır! Ancak mesele bu kadar basit değil. Dünyada, İslami hareketler siyasal İslamcı olsun başka tür cemaat yapısı içinde olsun benzer bir tartışmayı yapmak zorundalar.

İslamiyet kalabalık bir grubun dinidir. İnsanların bazılarının dinlerini daha merkeze alarak bir örgütlenme içinde olması gayet doğaldır.

Ancak içinde yaşadığımız dünyada en ikna edici ve en işe yarar dini örgütlenme modeli nedir?

Bugünkü tarikat, cemaat gibi yapılar esasen tarihsel olarak ortaya çıkan ancak halihazırdaki şekillerini 19. yüzyılda alan yapılardır. Peki, bu yapılar bugün cazibesini koruyabilir mi?

Küresel ortalama Batılı bir öğrenciyi düşünelim, daha sonra ortalama Batılı bir mühendisi daha sonra tipik bir Batılı kadın beden eğitimi öğretmenini… Daha sonra ortalama bir Çinli fizikçiyi, Çinli tren kondüktörünü… Hindistanlı ortalama bir üniversite öğrencisi kızı… Makedonyalı Müslüman ortalama bir lise öğrencisini…Velhasıl karşımızdaki bu ortalama tiplerin “satın alacağı” model nedir?

Bu farklı ortalama küresel tipler tarikat kavramına, cemaat kavramına nasıl bakar?

Bu soruları soğukkanlı olarak sormak gerekiyor. Gannuşi aslında bunu yapmıştır. Gannuşi’nin kararı şu anlama geliyor: “Geleneksel İslamcı siyasetle ne kendi toplumumuza ne küresel topluma katılmak artık kolay değildir.”

19. yüzyılda ortaya çıkan tarikat ve cemaat yapılarının en büyük yanılgısı “iyi insan iyi toplum” önermesidir. İyi insan elbette güzel bir önermedir ancak iyi insanlardan iyi toplum üretileceğini düşünmek eksiktir.

Türkiye’de ağzına kadar iyi insanlarla dolu pek çok kurum çok kötü ürünler verdi ve iflas etti. Bu nedenle küresel olarak İslami hareketlerin yeni dönemde aktör ve yapı arasında denge kuran modelleri çalışması gerekiyor.

İslami hareket bu açıdan Nahda örneğini çok iyi okumalı ve muteber model arayışlarına girmelidir. Gerekirse klasik tarikat ve cemaat formlarını radikal olarak terk etmelidir.

Garip gelmekle birlikte Müslümanlara, Yahudi örneği ilham verici olabilir. İslami hareketlerin küresel sisteme salt söylem ve reklam pompalamak ile varacağı yer sınırlıdır. Bu açıdan alternatif küresel dünyaya katkıda bulunan fizikçi, mühendis, sanatçı, ressam, kemancı, piyanist, iş adamı, öğretmen yetiştirmektir.

O nedenle grup davranışını öne çıkaran modelden, belirli mesleklerde etkili başarılar çıkaran kişiler üreten modele doğru evrilmek bir alternatif olabilir.

Nahda açıklaması bize şunu da söylüyor: Küresel dünyanın tarikat ve cemaat gibi kavramlara karşı ilgisi azalabilir. Bunun yerine bir parça daha seküler yapılara dönüşmek yerinde olabilir.

Gannuşi aslında bize şunu hatırlatmış oldu: “1648’den beri devam eden Batılı modern Westphalia sisteminin içindeyiz. Bu sistemin içinde dini bir harekete ancak tolerans gösterilir, onun başat olmasına izin verilmez. Tolerans gösterilen bir hareket ancak ikincil olur. Başat hale gelmesi çok zordur. Unutmamak lazım ki Papa bile bu sistemde ancak bir devlet başkanı olarak BM’de temsil edilir.”

Paylaş

Yorum yok

Bir cevap bırak