Ak Parti İslamcıları tasfiye mi ediyor?

Ali Aydın 22.06.2016


“İslamcıları tasfiye mi ediyorlar prenses?” başlıklı yazısında, Ahmet Davutoğlu'nun gidişinin İslamcılar arasında “İslamcılık tasfiye mi ediliyor?” sorusunu sordurduğunu söyleyen İsmail Kılıçarslan,  eğer dert buysa bu konuda endişeye mahal olmadığını belirtiyor. Devamında ise zaten asıl sorunun da bu olmadığını, sorulması gereken sorunun başka olduğunu yazısının sonuna bir çağrı ile iliştiriyor.

Şöyle diyor İsmail Kılıçarslan:

“İslamcılar, kader çizgilerini her bakımdan AK Parti'ye bağlayalı beri kendi özgün ağırlıklarını, kendi ağırlık noktalarını, kendi sözlerini geri çekmiş durumdalar. Dolayısıyla doğru soru bence şudur: 'İslamcılar kendilerini tasfiye mi ediyor?'

Bunu da konuşalım inşallah uzun uzun.”

Şahsen son günlerde ümmetin yararına olacak bundan daha iyi bir çağrı ile karşılaşmadım. Onun için Kılıçarslan'ın “uzun uzun konuşalım” dediği mesele, kanımca bir bam teli arıyorsak işte ta kendisi!

Ak Parti'nin içinde ya da dışında, ona eklemlenerek ya da ona karşı mesafe alarak; ancak her hâlükârda Ak Parti'nin merkezde olduğu bir dönemi yaşadık, yaşıyoruz.

Mesele şu ki bugüne kadar başta İslamcılar olmak üzere Türkiye'de merkezkaç unsurların neredeyse tamamı, Ak Parti'ye ya doğrudan ya da dolaylı olmak üzere desteklerini sundular. Ak Parti Türkiye'nin sistemik dönüşümünde özneleştiği ölçüde tüm bu unsurların süreç içerisindeki katkılarını mâl ederek yoluna devam etti. Zaman zaman ise ittifaklarını değiştirdi, dönüştürdü.

Kuruluşundan bugüne kadar Ak Parti'nin yaptıkları, yapacakları ya da yapmadıkları üzerinden yine her hâlükârda Ak Parti'nin merkezde olduğu tartışmalar yürütüldü, yürütülüyor. Lakin İsmail Kılıçarslan'ın tespitini akılda tutarak diyorum ki artık bir dönemin sonuna geldik.

İçinde bulunduğumuz günler artık Ak Parti yandaşlığı ya da karşıtlığı ile konforlu pozisyon almanın kifayetsizlikleri, niteliksizlikleri örtmeye yetmeyeceği günler olacaktır.

Her şeyi Ak Parti'ye havale ederek onu destekliyor gibi görünerek ya da her türlü olumsuzluğu Ak Parti'ye havale ederek ona karşıt, muhalif rolünü benimseyerek kendi varoluşundaki açığı görünmez kılmanın dönemi bitti!

Kimse, destek ya da köstek isimli iki dağın gölgeliğinde, kendisini oyun içinde saklayıp tartışma-dışı kılacağını, günü kurtaracağını, tenzih edilmiş olarak kalacağını ya da öylece bırakılacağını düşünmesin.

Zaman kendi sözü ile kendisini bir özne olarak sunabilme ve sorumluluk alma zamanı. Yani her zamankinden bir farkı yok aslında!  Ve bugüne kadar bunu aklından geçirmeyen kim varsa onların silineceğine, tasfiye olacağına şüphe yok!

 

Bugüne kadar “görev kaçkınlığı” ile kendi alanını boşaltanlar, yer tutmayı kendi sorumluluklarına önceleyenler şimdi unuttukları sözlerini hatırlayabilecekler mi bakalım?  

Sendikasından vakfına, derneğinden lokaline…

Bugünlerde siyasette bir tıkanıklık, gündemsizlik, patinaj olduğu söyleniyor. Bu tespitin çok yersiz olduğu söylenemez. Ancak eğer bir tıkanıklık, gündemsizlik, patinaj varsa eğer bunu tek bir aktöre havale ederek tıpkı dün yapıldığı gibi bugün de bunu işlevsel bir savunma aracı olarak kullanmak isteyenler olacaktır.

Ancak mesele şu: Analiz için seçtiğiniz aktörün yansısında kendi yüzünüzü gördüğünüzde dürüstçe hesaplaşabilecek misiniz?

Uzun lafın kısası: Kimsenin kimseyi tasfiye ettiği yok! Gerçekten ‘Kim?' diye sorabileceklerimiz varsa ortalıkta eğer kimsenin tasfiye olduğu da yok! 

Kendi sözünü geçersizleştirenler, kendi varoluşunu  hükümsüzleştirenler, kendi gündemini yitirenler, kendi şarkısını unutanlar müstesna!

 

Twitter: @_aydinali

 


Etiketler: