KAPAT
Nihat Karademir

n.karademir@zaman.com.tr

YAZARLAR

AK Parti için İslamcılıktan başka seçenek var mı?

İçeride, ama özellikle de dışarıda AK Parti'ye sempati duyan ve bu hareketi destekleyen kitlelerin önemli bir kısmının teveccühü AK Parti'nin İslami/İslamcı algılanmasından kaynaklanmaktadır. Yine içeriden ve dışarıdan AK Parti'ye yönelen nefretin ve düşmanlığın kaynağı da aynı algıdır.

AK Parti'nin İslamcılıkla ve İslamcılar ile olan ilişkisi son dönemlerde daha yoğun bir şekilde tartışılmaya devam ediliyor. Ancak özellikle iki grup bu tartışmayı çok sinsi bir üslupla ve akıbeti pek de hayır olmayacak bir niyet ile sürdürmekte ısrar ediyor. Aralarında bir kısım İslamcıların ve eski İslamcıların da bulunduğu ilk grup, tüm tartışmayı özellikle "İslamcıların iktidarla imtihanı" edebiyatı üzerinden yürütüyor ve yolsuzluk, yoksulluk, atamalar, Kürt sorunu vb. konularda bulduğu her veriyi, çoğu zaman doğruluğunu bile test etmeye gerek görmeden, bu söylemi için kullanılıyor. Bu grubun temel hedefi İslamcıları AK Parti'ye yabancılaştırmaktır.

AK Parti'nin etrafını sarmış olan diğer grup ise, son günlerde revaçta olan yerlilik/millilik tartışmasında da olduğu gibi, bulduğu her fırsatta İslamcılığın meşruiyetini sorgulayarak iktidarı İslamcılarla arasına mesafe koymaya teşvik eden Batıcı besleme kliktir. Bu grubun elindeki en önemli enstrüman ise devletin ve toplumun Fethullahçı örgütten kaynaklanan "paralel devlet hassasiyeti"dir. İslamcılar içinden yeni paralel devlet(çik)ler çıkabileceği korkusunu sürekli besleyerek kendi iktidar alanlarını genişletmeye ve devlet şerik/ortak kabul etmez söylemiyle kendilerinin iktidar/refah alanına ortak olabilecek unsurları tasfiye etmeye çalışmaktadırlar. İlk grubun hedefi, İslamcıları AK Parti'den yabancılaştırmak ise, bunların hedefi de AK Parti'yi İslamcılara yabancılaştırmaktır.

AK Parti'nin kurucu lideri, partinin kuruluşundan itibaren hem yurtiçinde hem de yurtdışında defalarca kendilerinin İslamcı olmadıklarını vurgulamış olmasına rağmen, partinin kuruluşundan tam on beş yıl sonra bu tartışmanın hem de bu şiddette sürdürülmesi AK Parti'nin İslamcılıkla olan ilişkisinin hâlâ netleşmediğinin göstergesidir. AK Parti liderliği bu ilişkiyi inkar etmeye devam etse bile bu tartışmanın sadece Türkiye'de değil, uluslararası camiada da sürdürülmesi, AK Parti için İslamcı olmak veya algılanmak durumunun parti liderliğinin ve organlarının kendi başlarına verebilecekleri bir karar olmadığını kanıtlamaktadır. Üstelik algılar veya başkaları tarafından bağışlanan/dayatılan kimlikler bazen öylesine kabul görür ki buna karşı mücadele etmek, sadece algıyı beslemeye ve kimliği kalıcı kılmaya hizmet edebilir.

AK Parti'nin İslamcı olduğu algısı, özellikle Batı'da ve Batı'nın tam karşısında konumlanmış olan İslam dünyasında öylesine benimsenmiştir ki, İslamcılıkla veya İslamcı algılanma durumuyla mücadele etmek veya İslamcı olmamaktaki bir ısrar, AK Parti için bir tür kendini inkar etme durumu üretecektir. İçeride, ama özellikle de dışarıda AK Parti'ye sempati duyan ve bu hareketi destekleyen kitlelerin önemli bir kısmının teveccühü AK Parti'nin İslami/İslamcı algılanmasından kaynaklanmaktadır. Yine içeriden ve dışarıdan AK Parti'ye yönelen nefretin ve düşmanlığın kaynağı da aynı algıdır.

On beş yıllık tecrübe, bu algının değiştirilmesinin imkansız olmasa bile, oldukça zor olduğunun hikayesidir. Üstelik bunu denemek fazlasıyla risklidir. Çünkü İslamcılık ile araya mesafe koyması, AK Parti için dostlarını kaybetme riski taşımaktadır. Ancak aynı seçim, mevcut düşmanlardan dost üretme imkanını da içermemektedir. İslamcılıktan vazgeçmek, dost/düşman diyalektiği bağlamında riskli olduğu gibi, aynı tercih ideolojik olarak AK Parti'yi daha nitelikli düzeye de getirmeyecektir. Çünkü Türkiye realitesinde İslamcılığın alternatifleri ya farklı türleri ile Kemalist Batıcılık ya ANAP/DYP tarzı sağcılık ya da paranoyak milliyetçiliktir.

AK Parti'nin ideolojik ve örgütsel karakterinde İslamcılığın rolü ve oranı tartışılabilir. Ancak karakteri olmasa bile, İslamcılık bu partinin kaderidir. AK Parti'yi diğerlerinden farklılaştıran ve orijinalitesinin kaynağı olan bu kader, belki de AK Parti'nin tercihlerinden bağımsız olarak oluşmuştur. Bu kaderi reddetmek ise partiyi ve liderini var eden tarihi, geleneği ve diyalektiği reddetmeden mümkün değildir. Bunları reddeden bir AK Parti, yeni bir insan ve yeni bir medeniyet inşa etme iddiasında olan bir hareket olmaktan vazgeçip, içeride sadece zenginlik ve iktidar dağıtan bir parti olacaktır. Aynı tercihin dış politikadaki sonucu ise Batı'nın Truva Atı olan bir ülkenin sadece işletmecisi durumuna düşmektir. Öyleyse yapılması gereken, var olanı/realiteyi ve algıyı görmezden gelmek değil, daha çoğulcu, daha kapsayıcı, daha katılımcı, daha adil ve daha kuşatıcı bir İslamcılık üretmektir.

13 Temmuz 2016, Çarşamba
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan yorum yazıları veya haberlerin tüm hakları Feza Gazetecilik’e aittir. Kaynak gösterilse dahi hiçbiri özel izin alınmadan kullanılamaz. Bu haber veya yazılar sadece Zaman Gazetesi tarafından sağlanan RSS verileri kullanılarak alıntılanabilir.
yazarHakkinda.
EN ÇOK OKUNANLAR