Mezhepler, Tarikatler ve Cemaatler - 3

Mezhepler, Tarikatler ve Cemaatler - 3

Barzani ve Erdoğan’ın bu kadar güzel anlaşmasının sebebi, her ikisinin de Nakşibendi olması olabilir mi? On ayrı kola ayrılan (Nakşibendilerin bir bölümü) Nurcuların arasından Gülencilerin bu denli büyümesinde ABD’nin mi, yoksa AKP’nin mi rolü daha büyük? Gülen Cemaati’ne bir de böyle bakalım!
Hüseyin AYKOL

Suyun başını tutanlar: Nurcular

Bitlis’in Hizan ilçesine bağlı Nurs Köyü’nde 1873 yılında doğan Said Nursi’nin oluşturduğu çevre, ülkemizdeki en büyük cemaatlerden birini oluşturmuş bulunuyor. Said Kürdi de denilen Said Nursi, Van’da Nakşibendi Arvasi tekkesinde eğitim almıştı. Yani Nurcular da Nakşibendilerin bir koludur.

Said Nursi, 23 Mart 1960’ta Urfa’da yaşamını yitirdiğinde, arkasında toplam 130 parçadan oluşan 6 bin sayfalık ‘Risale-i Nur Külliyatı’ adı verilen bir kitap serisi bıraktı. Taraftarları ve ‘talebeleri’ tarafından ‘Bediüzzaman’ yani, ‘zamanın âlimi, zamanın harikası’ unvanı verilen Said Nursi, bu eserlerinde devletin yapısına yönelik yazdıkları nedeniyle çok sık soruşturmaya uğradı, tutuklandı, mecburi ikamete tabi tutuldu.

Cenazesi Urfa’da Halil-ür Rahman Camisi’ne gömüldü. Buranın bir ziyaretgâh olmasından çekinen devlet bir süre sonra cenazeyi buradan aldı ve bir dönem mecburi ikamete tabi tutulduğu Isparta’da bilinmeyen bir yere gömdü. Said Nursi’nin ardılları, en az onun kadar aktif bir yaşam sürdüler. Ancak Said Nursi’yi nasıl devam ettirecekleri konusunda görüş ayrılıkları içine girdiler. İlk temel ayrım şurada çıktı: Said Nursi’nin eserleri hangi dilde nasıl yazılmalı?

Bir grubun düşüncesi şuydu: “Latin alfabesi bir küfür yazısıdır. Kuran’a küfür yazısı ile hizmet olmaz. Risale-i Nurlar el yazısıyla ve Arapça yazılmalı, çoğaltılmalıdır’’ Bu gruba daha sonra Yazıcılar denilecekti. Diğer grup buna karşı çıktı: “Hedefimize varmak için en kısa sürede en çok kişiye ulaşmamız gerekli. Bunun için Latin alfabesini kullanmak zorundayız. Arapçayı da öğrenelim ama Latin alfabesini kullanalım...’’ Bu gruba ise Okuyucular Grubu adı verildi.

Diyanet’in bir raporuna göre, günümüzde Nurcular toplam 10 ayrı grup olarak etkinliğini devam ettiriyor. Bu gruplar şunlar: Said Nursi’nin Talebesi (Mustafa Sungur), Kurdoğlu Grubu (Mehmet Kurdoğlu), Yeni Asya Grubu (Mehmet Kutlular), Meşveret Grubu (Mehmet Kırkıncı Hoca), İhlas Nur Grubu (Enver Ören), Yeni Nesil Grubu (Mehmet Fırıncı), Aczimendiler (Müslüm Gündüz), Med-Zehra Grubu (M. Sıddık Dursun), Zehra Grubu (İzzettin Yıldırım) ve Fethullah Gülen Grubu...

Okuyucuların önderliğini 1960’lı yıllarda Zübeyr Gündüzalp yapmıştı. 1971’de ölünce grup içinde “menfaat çatışmasını’’ da içeren tartışma yaşandı. Yeni Asyacılar, Kırkıncılar, Gülen, Med-Zehracılar ayrıldı. 1987’de Yeni Asyacılar da ikiye bölündü. Çekirdek Okuyucular Grubu varlığını halen sürdürüyor. Medrese adını verdikleri evlerde, günlük-haftalık ders okutuluyor. Yazıcılar Grubu ise Mehmet Sait Ertürk liderliğinde gelişti. Hiç bölünmemiş olmakla övünüyorlar.

YENİ ASYA ÇEVRESİ: Yeni Asya Gazetesi’nin İmtiyaz Sahibi ve Yeni Asya çevresinin lideri Mehmet Kutlular, 1938’de Balıkesir’in Gönen ilçesinde doğdu. Kutlular, askerlik için bulunduğu Manisa’da Said Nursi’nin Risâle-i Nurları tanıdı. Kutlular, o zamandan beri Risâle-i Nur hizmetinin içinde bulunuyor.

Yeni Asya çevresini diğer Nurcular’dan ayıran en önemli özellik, siyasi duruştaki farklılık. Yeni Asyacılar, Demokrat Parti’den (DP) hiç vazgeçmedi. DP’nin devamı olduğuna inandıkları partilere destek verdiler. Nurcular’ın ana kolu olarak başlamalarına karşın sürekli bölünmelerle çok kan kaybettiler. Grup, Yeni Asya Vakfı aracılığıyla faaliyetlerini yürütüyor.

YENİ NESİL: Yeni Asya Gazetesi’nin kapatılmasının ardından açılan Yeni Nesil Gazetesi’nin başındaki kişi olan Mehmet Nuri Güleç, (Mehmet Fırıncı Ağabey) Said Nursi’yi gören kişilerden biri. Bu yüzden kendisine ağabey deniyor. 1950-1960 yılları arasında bizzat Bediüzzaman Said Nursi’nin yanında hizmetinde bulundu. Said Nursi’yi 1953 yılında Fatih Çarşamba’daki kendi evinde üç ay misafir etti.

Mehmet Fırıncı, Sözler Yayınevi, Söz Basın, Etkileşim Yayınları, Nesil Yayınları, Nesil Çocuk Dergisi, İstanbul İlim ve Kültür Vakfı gibi hizmet eksenli çalışmaların kurucusu oldu. İstanbul İlim ve Kültür Vakfı Mütevelli heyet başkanıdır.

KIRKINCI HOCA CEMAATİ: Said Nursi’nin ölümünden bu yana Nurcular pek çok gruba bölündü. Ancak Said Nursi’nin ölümünden bu yana “talebeler” içinde “Kırkıncı Hoca” olarak tanınan Mehmet Kırkıncı saygın konumunu hiç kaybetmedi. 1955 yılında tanıştığı Said Nursi’nin, “Evlerinizi medrese yapın” çağrısına uyup Erzurum Karanlık Kümbet Medresesi’ni kuran Kırkıncı, yaşamını burada sürdürüyor.

Yayımlanmış çok sayıda dini içerikli kitabı bulunan Mehmet Kırkıncı, ilk iki dönem AKP Erzurum Milletvekili olarak TBMM’de görev yapan Muzaffer Gülyurt’la yakınlığıyla da biliniyor. Kırkıncı Cemaati, ekonomik olarak bölgede etkili bir topluluk olarak görülüyor. Cemaat’e ait Erzurum’da özel ilköğretim okulu, kitap-kırtasiye ve mobilya mağazaları bulunuyor. Erzurum Eğitim ve Kültür Vakfı ile Suffa Vakfı bünyesinde çalışmalarını yürütüyor.

GÜLEN CEMAATİ: Sadece Türkiye’de değil, dünyanın pek çok ülkesinde müritleri bulunan Gülen Cemaati’nin lideri Muhammed Fethullah Gülen, 1941 yılında Erzurum’un Pasinler ilçesinde doğdu. 50’yi aşkın kitabı, çeşitli dergilerde makaleleri ve birçok vaazı yayımlandı. Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı’nın kurucuları arasındadır ve vakfın onursal başkanıdır. Sağlık sorunlarını vesile yaparak Mart 1999’da ABD’ye giden Gülen, o tarihten bu yana orada yaşamakta.

Fethullah Gülen örgütlenmesi bugün büyük bir ekonomik ve siyasi güce dönüşmüş durumda. Cemaat’in medyadan eğitime, finansa, sağlık sektörüne kadar pek çok alanda yatırımı bulunuyor. Gülen Cemaati’nin yurtiçinde ve 130 ülkede binlerce dershane, öğrenci yurdu, özel okulu, şirketi bulunuyor. Medya alanında da televizyon kanalları, gazete ve dergileri vardı.

IŞIK CEMAATİ: Seyit Abdülhalim Arvasi’ye bağlı Hüseyin Hilmi Işık’ın kurduğu cemaat, günümüzde İhlas Holding şemsiyesi altında büyüdü. Kıdemli albayken 1960 yılında emekli olan Hüseyin Hilmi Işık, hayatı boyunca siyasete karışmadı. Işık’ın 2001 yılında vefatı ardından damadı Enver Ören’in kurduğu Türkiye Gazetesi, TGRT gibi kuruluşların batması üzerine, Cemaat zor duruma düştü.

Grubun fetva lideri Mehmet Ali Demirbaş’tır. “Bir Bilene Soralım” isimli seri kitapları olan Mehmet Ali Demirbaş’ın yazdığı altın silsileye göre Arvasi Abdülhakim Efendi’den sonra Hüseyin Hilmi Işık gelmekte; ancak daha sonra herhangi bir isim bulunmamaktadır. Yani Enver Ören silsileye konulmamıştır.

MED-ZEHRA: Said Nursi’nin ölümünden sonra Nurcular, Yazıcılar ve Okuyucular diye ikiye bölündü. Okuyucular grubunun başında Zübeyir Gündüzalp vardı; ancak onun ölümünden sonra orada da bölünmeler yaşandı ve 1971’de Muhammet Sıddık Dursun Şeyhanzade de gruptan ayrıldı.

Med-Zehra’ya bağlı kurumun bülteni şeklinde çıkan Dava Dergisi’nde Kürt-Kürdistan kavramları öne çıkarılarak, Türk patentli Nurculuğa karşı yazınsal bir muhalefet oluşturuldu. Bu arada, 1992 yılında kurulan Nûbihar yayınları, Nûbihar Dergisi’ni yayınlamaya başladı. O günden bugüne düzenli olarak yayınlanan dergi, Kürt Müslümanlar arasında cazibe merkezi haline geldi.

ZEHRA VAKFI: Med-Zehra çevresinden ayrılan İzzettin Yıldırım, 1990 yılında yakın arkadaşlarıyla birlikte Zehra Eğitim ve Kültür Vakfı’nın kuruculuğunu yaptı. Daha sonra İstanbul’a yerleşen Yıldırım, başta Kürt sorunu olmak üzere, her türlü ülke sorununun demokratik zeminlerde tartışılması ve çözülmesi gerektiğini düşünürdü.

İzzettin Yıldırım, 29 Aralık 1999 gecesi kimliği belirsiz kişilerce kaçırıldı. 28 Ocak 2000 tarihinde kendisinden bir gün önce kaçırılan M. Şehid Avcı ile birlikte Kartal’da bir evde ölü olarak bulundular. Daha sonraki dönemde Zehra Vakfı kapatılıp, mallarına el konulurken; Yıldırım’ı öldürenlerin Hizbullahçı olduğu ortaya çıktı. Bu çevre, daha sonra Zehra Eğitim ve Kültür Derneği’nde bir araya geldi.

MUSTAFA SUNGUR: Said Nursi’yi görenlerden biri olduğu için Ağabey denilen Abdullah Yeğin, Mehmet Emin Birinci, Tahiri Mutlu, Muzaffer Aslan gibi kişiler Nurcu camiada büyük saygı gördüler. Bunlardan biri de Mustafa Sungur’du. O, 1947 yılında Said Nursi ile Emirdağ’da görüştü.

Bir yıl sonra tutuklanan Said Nursi’yi ziyaret etmeye gitti. Ardından ona yazdığı uzun bir mektup yüzünden 6 ay hapis cezası aldı ve memuriyetten de çıkarıldı. 1954 yılından 1960’a kadar doğrudan Bediüzzaman’ın hizmetinde bulunan ve halen irşad faaliyetine devam eden Mustafa Sungur’u Yeni Nesilciler kendilerinden sayıyor.

ACZİMENDİLER: Nur talebelerinden esinlenen Aczimendilerin lideri Müslüm Gündüz, 1961 yılında Nurculukla tanıştı. Said Nursi’nin kişiliği ve yaşantısına özenen Gündüz onun gibi giyinmeye ve yaşamaya başladı. 1989 yılından itibaren Gündüz’ün etrafında onun sohbetlerini dinlemeye gelen küçük bir çevre oluştu. Ankara’da Hacıbayram ve Kocatepe camilerini ziyaretlerinin ardından, polis tarafından izlenmeye, engellenmeye başlandılar. Buna rağmen genişleyen Aczimendiler, 29 Aralık 1996 tarihinde liderleri Müslüm Gündüz’ün Fadime Şahin ile basılması, baskının günlerce televizyon kanallarında yayınlanmasının ardından etkinliğini yitirdi.

HAKİKAT VAKFI: Düzce, Bursa, Manisa, Ankara ve İstanbul olmak üzere Türkiye’nin çeşitli illerinde 10 bine yakın müride sahip olduğu söylenen Hakikatçıların Şeyhi Ömer Öngüt tedavi gördüğü Bursa’da 28 Haziran 2010 günü yaşamını yitirdi. Cenazesi yaklaşık 3 bin müridinin katılımıyla kaldırılan Öngüt, Cemalettin Kaplan, Fethullah Gülen, Necmettin Erbakan, Süleymancılar, İsmailağa Cemaati ve Diyanet’e yönelik ağır eleştiri içeren kitaplarıyla tanınıyor.

MELAMİ CEMAATİ: Melâmi Cemaati’nin lideri Hacı Ahmet Arslan, 1960 yılında katıldığı Türk Silahlı Kuvvetleri’nden 1979 yılında emekli oldu. Arslan, 1983 yılında Salihli’de ikamet etmekte olan Melâmi Mürşid-i Kamili Hasan Özlem’e tabi oldu. Hasan Özlem, 1992 senesinde, Melami Mürşidi olarak, icazetini verip, Ahmet Arslan’ı halifesi ilan etti. Hasan Özlem’in 22 Aralık 1996’da ölmesinin ardından Ahmet Arslan, Manisa, Salihli, Turgutlu, Soma, İzmir, Adana, Uşak, Kuşadası gibi beldelerde irşada devam ediyor.

EL AZİZ GRUBU: Necmettin Erbakan’ın mehdi olduğuna inanan El-Aziz grubu yeni bir tarikat ya da cemaat mi? Bu soruya “Hayır. Tarikat ya da cemaat değiliz, Milli Görüşçü’yüz, Erbakan’ı ölümüne seven bir grubuz” diye cevap veriyorlar. Erbakan’ın mehdiliği konusunda ise, “Peygamber efendimizin hadislerinde mehdinin görevleri anlatılmıştır. Üç görevi vardır: Mehdi, İslam birliğini kuracak. Gerçek imanı insanlara anlatacak. İslâmiyeti yeryüzüne hâkim kılacak” diyorlar.

ADNAN OKTAR: Yazdığı kitaplarda Harun Yahya ismini kullanan Adnan Oktar tarafından kurulan Bilim Araştırma Vakfı’nın amacının “dünya çapında barış, huzur ve sevgi ortamı oluşturmak” olduğu ifade edilmekte. İki yüksekokula giren ama ikisini de bitiremeyen 1956 doğumlu Adnan Oktar, çevresine topladığı zengin çocuklarının ailelerinin şikâyeti üzerine, 1991 ve 1994 yıllarında gözaltına alındı, tutuklandı ve hatta bir süre akıl hastanesinde tutuldu. 285 kitap yazdığı söylenen Adnan Oktar’ın hadislerde sözü edilen kutsal kişi -Mehdi- olduğunu ima ettiğine ve onları buna inandırdığına dair bazı iddialar var. Bilim Araştırma Vakfı’nın 24 saat yayın yapan A9 TV isimli televizyon kanalı bulunmakta

KIZIL İMAMCILAR: 1990 yılında Adnan Oktar’ın grubundan ayrılan taraftarlarından bir kısmı “Kızıl İmamcılar” olarak tanınan topluluğu oluşturdular. Topluluğun lideri “Kızıl İmam” lakabı ile bilinen Serhan Timuçin Çevik’tir. Adnan Oktar taraftarları, Kızıl İmamcıların silah kaçakçılığı ve fuhuş yaptığını ileri sürdüler. Yargılandılar ve beraat ettiler. Olaylardan sonra “Kızıl İmam” lakaplı Serhan Timuçin Çevik yurtdışına çıktı. Gizli kamera görüntülerini sızdıran Adnan Hoca taraftarı Serkan Ciminli ise, Bebek’te 1988 yılında bir silahlı saldırıda hayatını kaybetti.

VE BİR ‘PEYGAMBER’: İslami çevreler, Ticaniler, Aczimendiler ve Hakikatçılara kızıyor. Ticanilerin 1950’li yılların başlarında Demokrat Parti’ye karşı kullanılan bir grup olduğu, Aczmendilerin ise 28 Şubat’a giden yolda ortaya çıkarıldığı, cemaatlerin hepsini eleştiren Hakikatçıların isminin de Ergenekon davasında geçtiği belirtiliyor. Ancak en çok kızılan bir başka kişi daha var: Kendini peygamber-mehdi olarak ilan eden İskender Erol Evrenosoğlu! Çeşitli devlet kurumlarında çalıştıktan sonra, 1976 yılında irşad görevine başlayan Evrenosoğlu, kendisine 1986 yılında mehdilik görevi verildiğini iddia etmekte. Bu çevrenin -ara sıra RTÜK tarafından kapatılsa da- Nur TV ve MPL isimli iki televizyon kanalı var.

* Üç gündür burada anlattıklarım özetin özeti gibi bir şey oldu. Bu konuları ayrıntılı olarak öğrenmek isteyenler için Phoenix Yayınları’ndan çıkan “Sağ Örgütler” isimli kitabımı öneriyorum. BİTTİ



Bu Haber Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, halklara ve inançlara saldıran, nefret suçu ve cinsiyetçi söylemler içeren, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.

Editörün Seçtikleri

Video Galeri

Bugün Yazanlar

Tüm Yazarlar

Arşiv

Özgür Gündem Birinci Sayfa

“Binevş”

Cümle Alem

Qırıx


Okurlarla Başbaşa


Medya Diyalog


“Özgür