15 Temmuz, ılımlı İslam projesinin çöküş miladıdır (2)

DR. YUNUS ÇOLAKOĞLU

15 Temmuz, ılımlı İslam projesinin çöküş miladıdır (2)
Tarih: 11.08.2016 09:56:47

Ilımlı İslam projesi adı altında İslam dünyasında ve batıda önündeki engeller kaldırılan ve mantar gibi bitirilen sözde eğitim kurumları ve Gülenizim üzerinden İslam, Hristiyanlığın düşük profilli bir mezhebi gibi pazarlandı. Müslüman olmayan ülkelerde İslam ile ilgili hiçbir irtibat içinde olmadan, ibadetler dahi Gülen mensuplarınca gizli ve çoğu zaman sözümona ima yolu ile yapılıyor. Halkı Müslüman olan ülkelerde ise Protestan bir yaklaşımla sosyal ve siyasi hiçbir talebin, çabanın, iddianın savunucusu, talepkârı olmadan kendi gizli gündemi üzerinden iz süren bir sinsilikle davranılıyordu. Nihayetinde çöküşe geçen Gülenist Protestan anlayışa göre İslam, insana bazı alanlarda bireysel olarak dokunan, topluma, insana, İslam dünyasına, ümmete dair bir iddiası, talebi olmayan ve batı karşısında mutlak itaat ve teslimiyet içerisinde olan mistik manzumeler ve light kültürel faaliyetler silsilesiydi. İslamın en temel ibadetleri ve rükunları, batı insanının göz zevkini incitmemek adına gerektiğinde terk edilebilirdi.  FETO yapılanmasının basın ve medya ayağına mensup olup firar ederek yurt dışında ihanetlerine tüm güçleriyle devam edenler ile kaçamayıp şuan tutuklu olarak yargılanan kalemşörler İslam dünyasında ‘İSLAMCIK ÖLDÜ?' diye sözümona bilimsel makaleler sardettiler. Mısır'da yaşanan darbeye açık ve örtülü olarak destek vermekten çekinmediler. Onlara göre  haklı olan, demokratik seçimlerle iktidara gelen İHVAN ve Mursi değil, vahşi yöntemlerle halkını katleden darbeci Sisi idi. Haklı olan Esad rejimi altında ezilen Suriye halkı değil, rejimdi. Tunus'ta laiklerin hışmına uğramamak için sandıkta kazandığı iktidarı laiklerle paylaşan Gannuşi ve Nahda, Erdoğan'a ve AK PARTİ'ye örnek olmalıydı. Mavi Marmara gemisinin güvertesinden şehitlerin kanları denize damlarken, İsrail haklı meşru otorite, şehitler bu otoriteye isyan eden bağiler olarak görüldü. Yeryüzünde küresel istikbara ve sömürü düzenine karşı çıkan, “dünya beşten büyüktür” itirazını dillendiren ERDOĞAN'ın şahsında, Mursi ve İHVAN hareketinin akıbeti gösterilip  ‘İslamcılık öldü' dediler. Kalplerinden geçenleri, temennilerini, ihanetlerini bilimsel(!) tespitler olarak sundular. Aslında ölen, olmayan vicdanları, bu topraklarla olan irtibatları, ümmete dair öngörüleri idi. Öldü dedikleri İslamcılık ve İslamcılar küresel mahfillerce planlanan ve yerli mel'un piyonlarca icra edilmeye çalışılan ümmetin son kalesini çökertme operasyonuna karşı Müslüman halkı seksenbir ilde organize etti ve ümmetin duaları ile şehadet ve direniş ihanete ve işgale galip geldi. Bunda elbetteki islamcıların başörtüsü eylemleri, islam dünyasında yaşanan olaylara olan ilgisi ve bu gaye ile yapılan legal, illegal protestolardan edindiği deneyimin payı çoktur. İslam coğrafyasında DAEŞ ve BOKO-HARAM tarzı vahşet hareketlerinin infaz ve cinayetleri ile özdeşleştirilmeye çalışılan TEKBİR ve KELİMEİ ŞEHADET sesleri zorbalığa, zülme, ihanete, işgale, sömürüye  yeltenen üniformalı  zalim teroristlere  karşı meydanlara inen Müslüman halkın ve İslamcıların dilinde bir hürriyet çağrısına dönüştü.

İnsani ve islami mücadele ahlakı

Ülkenin son 4 yılda yaşadığı Gezi olayları, 6-8 Ekim Kobani bahanesi ile icra dilen gösterilerde binlerce araç, ev, işyeri, ATM cihazı, trafik ışıkları tahrip edildi ve vahşice katliamlar yapıldı. İnsanlık tarihinin ender şahit olduğu yöntemlerle gençler katledildi. Özellikle Güneydoğu Şehirlerimiz yer yer yağmalandı, talan edildi. Yaklaşık bir aydır, ilk günden itibaren ülkenin bütün şehirlerinde milyonlarca insanımızın katıldığı yüzlerce, binlerce direniş ve protesto eyleminde tek bir masum insana dahi zarar verilmedi, hiçbir insanımız maddi zarara uğratılmadı. Bu insani ve İslami direniş ahlakı dahi meseleye dışarıdan bakan insanların hak ve batıl tercihlerine ışık tutmaya yeter.

15 Temmuz sonrası yaşadıklarımız, bu coğrafyanın ve bu ülkenin en asli unsurunun İSLAM ve İslamcılık fikriyatı olduğunu, bu ülkenin ve ümmetin en yerli, en meşru sosyol/siyasal damarını temsil ettiğini bütün gerçekliği ile ortaya koymuştur.


Etiketler: