03 EKİM 2016 PAZARTESİ
HABER HATTI

Abbas Pirimoğlu

ÜLKÜCÜLER ALPERENLER VE İSLAMCILAR(3)

Abbas Pirimoğlu

3.Milliyetçilik (ve İslamcılık) yerli/milli bir harekettir. Ulusalcılık ise Batı menşeli ideoloji kaynaklıdır. “Ulus” kavramı, Batılı ”national” kavramı karşılığıdır. Yani kapsam ve içerik itibariyle bu milletin tarihi ile bir bağlantısı yoktur. Olmamasına da titizlikle itina edilir. Aksi halde hareket mahiyet değişikliğine uğrayacaktır. “Ulusçuluk” kendi mevcudiyetini-kendi toplumundan bağımsız/kopuk bir şekilde-Batılı toplumların tarihi çizgisi ile izah eder. Çünkü onların zehabına göre Batının tarihi gelişme çizgisi evrenseldir. Bu çizgiye bütün toplumlar intisap etmelidir. Yoksa çağdaş dünyanın gerisinde kalınacaktır. Bu geri(!) kalış aynı zamanda bilim ve medeniyetin de dışında kalmak anlamında olacaktır. Zira dünyada tek bir bilgi üretme yolu (epistemoloji) ve tek medeniyet vardır o da Batıya dair olandır. Yani Batının bilgi tasavvuru ile medeniyeti yerel değil evrenseldir.

Hâlbuki “ulus”(national) Batı da burjuva devrimi ile birlikte temayüz etmiştir. Palazlanan burjuva, hâkim sınıflara ve Kiliseye karşı mücadele etmek ihtiyacı duyar. Bunu da “ulusçuluk” bayrağı altında gerçekleştirir. Yani Batının daima sosyal dinamiği olmuş olan sınıf çatışması gereğidir. Yerel bir vakıadır. Daha sonra burjuva çıkarları gereği ulusçuluğu terk etmiş ve küreselleşme söylemini üretmeye başlamıştır. Bu vaziyet, yani Batıda yaşanan değişimlere ayak uyduramamak ulusalcıları ziyadesiyle rahatsız eder. Zira onlar şunu çok iyi bilmektedirler ki Batıcı kadroları kuran, onlara ideolojik ve siyasi destek sunan Batı zamanı geldiğinde bu kadroları yine Batıcı olan bir başka kadro ile değiştirir.

 Yakın tarihimiz bu tür değişimlerin hikâyesidir. Batı, Batıcı kadroların hiç birisine karşı ne bir güvence verir, nede onlara karşı minnet duygusu besler. Bugün laiklikten yanadır yarın işbirlikçi bir başka kadroyu getirebilir. Batı için asıl olan çıkarlarının devamıdır. Baktı ki bir ideolojisinin son kullanım tarihi geçti, artık işine yaramıyor, bir başkası ile pekâlâ değiştirir. Dünyada çıkarları aleyhine gelişen İslami gelişmeleri denetimi altına almak bu amaçla İslam'ın sahici yapısını bozmak için kurucusu olduğu laikliği tedavülden kaldırıp yerine yine kurucusu olduğu bir İslam'ı ikame edebilir.

Son 15 Temmuz ihtilal girişiminin en makul izahı da bu olsa gerektir.

İşte bu nedenle Ulusalcılar esin kaynakları olan Batıya karşı daima kuşku ile bakarlar. Bu onlarda abartılı bir antiemperyalizm söylemi geliştirir. Esasında antiemperyalistlikleri de, ideolojik temelleri kadar kof ve aldatıcıdır. Zira onlar bu söylemleri ile toplumu kandırmayı da hedeflerler. “Batı” ile olan göbek bağlarını bu söylemleri ile kamufle ettiklerini sanırlar.

Lakin ne kadar saklanmak istenirse de dünyadaki bu türlü ulusalcı hareketler esasında kolonyalist bir mahiyete sahiptirler. Bir başka ifade ile gönüllü sömürgeleşmenin temsilcileridirler. Batı kendi adına o ülkelerde gönüllü çalışacak olan, dahası Batının üstünlüğünün kalıcı olduğu, tarihi çizgisinin ve medeniyetinin evrensel olduğu şeklindeki iddialarının tekrarlayıcısı olan, ulusalcı veya benzeri başka kadrolara çok şey borçlu olduğu tartışmasızdır.

Milliyetçilik ise tam tersi bir iddianın savunusudur. Bu toprakların, tarihin yoğurduğu bütün değerlerine gönülden bağlıdır. Asla küçümsemez ve karşı çıkmaz. Aksi halde “millet” ile kavgalı olunacağının farkında ve şuurundadır. Batıyı ve Batılı değerlerin evrensel olduğu propagandasına kulak vermez. Başka bir toplumun hele hele Batının çıkarlarını kendi toplumunun çıkarlarına öncelemez.

4. Ulusalcılar bu milletin tarihiyle, diniyle ve diliyle kavgalıdır. Bu üç kavramla kavgasındaki asıl neden Batı ile kurulmak istenen bağa engel teşkil etmiş olmalarıdır. Bu üç unsur ise milletin kurucu temelleridir. Bu durumda ulusalcılık Prof. Dr. Turan Güven'in ifadesiyle milleti olmayan bir milliyetçiliktir.

“ Nedir bu ulusalcı akım? Bu topraklarda yaşayan Türk milletinin kendi özgün kimliğini yok etmek için kurgulanmış bir oyun...Maksat Türk milletinin milli,insani ve İslami reflekslerini yok etmek... Uzun lafın kısası, milleti olmayan bir milliyetçilik” (Ulusalcılığın Anatomisi içinde. Derleyen Yavuz Selim. Haber Ajanda Yayınları. Sf: 23)

Ulusalcılığın en büyük handikabı “millet”inin olmamasıdır. “Ulus” kavramı ile kastedilen anlamın Anadolu'nun geçmişinde hiçbir karşılığı yoktur. Dolayısıyla gerçek hayatla da bir bağı ve karşılığı bulunmamaktadır.

Turan Güven “ha milliyetçilik, ha ulusallık, ne fark eder diyenler yanılıyorlar” dedikten sonra sözlerine şu vurgulu cümleleri ekler:

“ Türk milletinin hakkını ve hukukunu uluslar arası platformlarda korumak için en ufak bir fedakârlık göstermeyenlerin, iç siyasette aşırı ulusalcı söylemlere sarılması bana çok ilginç geliyor. Sanki ulusalcılık ülke içindeki kavgaları körüklemek ve bölünmeyi hızlandırmak için kullanılan fikri bir araç gibi kullanılmak isteniyor”

ABBAS PİRİMOĞLU DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz